MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Açlık Romanı Ve Özeti Knut Hamsun
Ekleyen : ESA , 24 Mart 2015 Salı Beğen 1

aclik-7900-47184Norveçli romancı Knut Hamsun’un en önemli romanıdır. Knut Hamsun bu eseri ile 1920 yılında Nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. Açlık Norveçli yazar Knut Hamsun tarafından kaleme alınmış ve eserin ilk baskısı 1890 yılında yapılmıştır.

Açlık romanı Knut Hamsun’un aslında büyük ölçüde öz yaşam öyküsüydü. Yazar tıpkı romandaki gibi Kristiania kentine gelmiş, yazar olabilmek için yayıncılarla görüşmeye çalışmış, konferanslar vererek para kazanmaya çalışmıştı. Parası olduğunda pansiyonda kalıyor, olmadığı zamanlar banklarda sabahlıyor, yazılarını da parklardaki bankların üzerinde hazırlıyordu.

“Kristiania’da aç gezidiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt kaltta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı…” [1]“Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar.

Yazar Açlık adlı romanında yazar olma sevdasıyla yanıp tutuşan, bir yandan da açlıkla pençeleşen bir gencin, öyküsü anlatmıştı.

Yazar eserini bastırmak için pek çok yayıncı dolaşmış hepsinden de red cevabı almıştı. Son geldiği yer ise Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes’ti. Yazdığı kısımları Brandes’e uzatmıştı. Brandes , bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatacaktı: “Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm.”[2] Brandes ,önce tereddüt etmiş daha sonra Knuth Hamsun’un o düşkün halinden etkilenerek kitabı bastırmaya karar vermişti.. Brandes’in tahminlerinin aksine eser çok tutulmuş dünya edebiyatının başyapıtları arasına girmişti.

1920 de Nobel Edebiyat ödülüne de ulaşan eser pek çok dile çevrildi. Türkçeye ise Behçet Necatiğil tarafından çevrilmiş, ülkemizde de çok sevilmişti.

Her zaman pek çok listede Dünyanın en iyi romanları arasında gösterilen eser Milli Eğitim Bakanlığının okurlara tavsiye edilen 100 Temel Eser arasında da yer almaktadır.

 

ESERİN KONUSU: 

Yazar olmak hayali ve yazılarını bastırmak amacıyla Kristiania’ya gelen bir yazarın açlıkla, hayatın gerçekleriyle ve hayalleriyle yaptığı mücadeleyi ele almaktadır.  Kalemiyle geçinmek isteyen yazar bu savaşta mağlup olmuş, parasız pulsuz kalmıştır.  Karşılaştığı zorluklar, çektiği sıkıntılar, açlık ve tüm olumsuzluklarına rağmen amacından vazgeçmeyen olumsuzluklara karşın ahlaki değerlerinden taviz vermemektedir.

 

ANAFİKİR: 

İnsanlar karşılaştığı zorluklarla mücadele etmeli, herne olursa olsun hedefinden şaşmamalıdır.  Şartlar ne olurda olsun hiçbir zaman ahlak dışı davranışlara başvurmamalıdır.

 

 

ZAMAN

Olay 19 yy “Kristiania’ da bir kaç mevsim süren bir süreçte geçmektedir. Bunu da mevsimlerin değişikliğinden anlıyoruz.

 

 

KARAKTERLER


Andreas Tangen: Gerçekte romanın başkahramanının ismi dir ama romanda ismi hiç zikredilmemektedir. Bu lakabı, kahramanın kendisi-uydurmuştur. Kısa ve sıska, gözlüklü, paçavra görünümlü kıyafetlerle gezen, saçları dökülmüş bir kişidir. Aşırı derecede ahlaklı ve gururlu geniş bir kelime haznesine sahip, zaman aç gezmekte olan biridir.  Tek ideali yazar olmaktır. Âdeta yazar olmak için ya­şar


Kahramanın sevgilisi: Üniversitenin yakınlarında yaşamaktadır. Kahramanla yolda karşılaşmış. Kahramanımız sevgilisine Ylajali demektedir.

Gebe. Kahramanımızın yattığı pansiyonun sahibi bir çok gün iyi niyetli davranmış, fakat kahramanımız kirayı ödemeyince pansiyonun sahibinin tavırları değişmiştir.

 

 

ROMANIN ÖZETİ

Andreas, Kristiania’da, kiralık bir odada yarı aç, sefil bir hayat sürmektedir.  Gazetelerde arada bir yayımlanan yazılarından aldığı ücretlerle karnını doyurmaya ve yaşamaya çalışmaktadır.  İş bulmak için başvurduğu yerlerden geri çevrilmektedir.

Adam çoğu zaman parklarda kalmakta, yazılarını da sokaklarda yazmaktadır. Çok aç kaldığı zaman üstündeki eski püskü giysilerini satarak karnını doyurmakta,  asla ve asla ideali olan yazarlıktan vazgeçmemektedir.

Andreas sokaklarda pek çok şey yaşamakta bu halde dolaşırken edindiği izlenimlerinden eserlerine malzeme toplayabilmektedir.. Hiç tanımadığı insanlarla dost olmakta, onlar hakkında hayaller kurmaktadır. Hayal gücü  ve yazma tutkusu  yüzünden sürekli olarak zihninde kurgular oluşturmakta hayal ile gerçeği birbirine karıştırabilecek durumlara da düşebilmektedir.

Andreas, iş bulmak için pek çok yere başvurmuş ama iş bulamamıştır. Yavaş yavaş aç kalmaya başlar. Kaldığı odanın da kirasını ödeyemeyecek bir hale bile düşmüştür.  Çok gurulu olduğundan kimseden yardım isteyememektedir.  Bugünlerde bir yazısı bir gazetede yayınlanmış ve karşılığında 10 kron almış ve çok mutlu olmuştur. Bu para ile kirasını ödeyebilmiştir.

Andreas,  rahat günlerinden sonra yine parasız kalmıştır. Açlık dayanılmayacak hâle gelmiştir. Sokaklarda soğuk ve açlığın etkisiyle zihni bulanmaya başlar. Hayaller görür. Geceleri ahırdan bozma bir teneke imalathanesinde uyumaktadır. Andreas, gururundan hiçbir yardımı kabul etmez. Gözlüğünü rehineye vermeye çalışır; fakat adam almaz. Açlıktan ne yapacağını şaşırmış durumdadır. Bazen bu açlık öyle düzeylere ulaşmaktadır ki Allah’a isyan eder. Bazı zamanlarda da açlığını gidermek için yol kenarlarında bulduğu taş ve ağaçları yerde bulduğu  portakal kabuklarını  kemirmek zorunda kalmaktadır. Dilinin altına bir taş koyarak açlığını bastırmaya, gururunu bir kenara bırakıp dilenmeye kalkışır. Açlıktan mecali kalmamıştır. Rehineciye ceketinin dört düğmesini dahi vermeye kalkışmış ama rehineci bunu kabul etmemiştir. Oradan ayrılırken bir dostu ile karşılaşır. Arkadaşı da fakir biridir. Fakat ona acır ve bir miktar para verir. Andreas bir hafta tok gezecektir.

Andreas’in gazeteye verdiği yazılar basılmamaktadır. Yine açlık ve sefaletin pençesine düşmüştür. Açlık dayanılmaz hale gelince parmağını ısırıp kanını emerek yaşamaya çalışır. Her şeye rağmen yazmaktan asla vazgeçmemektedir. Fakat yazı yazarken mumu dahi bitmiş, bakkaldan ödünç mum istemeye gitmiştir. Orada bir başka kadın müşteri de vardır. Bakkal, kadının verdiği parayı Andeas verdi zannederek paranın üstünü Andreas’in avucuna bırakmış,  Andreas’da aç olduğu için almaya mecbur kalmıştır.  Karnını bir lokantada doyurmuştur.  

Fakat uzun zamandır hiçbir şey yememeye alışık olan midesi yediklerinin hepsini dışarıya çıkarmıştır. Fakat uzun zamandır açlığa alıştığı için yemeklerin hepsini çıkarır.  Öyle uzun süreler aç kalmaktadır ki yemek bulduğu zamanlar da midesi  yemekleri kabul etmemektedir.  Bu yüzden yediklerini geriye kusmaktadır.

Yolda bakkalda gördüğü o kız ile karşılaşır ve onunla sohbet eder.  Bu Kıza âşık olmuştur fakat bu kızın hayal mi gerçek mi olduğundan emin olamaz.  Bu sevinç ve hayallerle yürürken yolda bir kaza geçirir ve ayaklan ezilir.

Açlıktan ne yapacağını bilemeyen Andreas,  bir kasaba giderek köpekleri için kemik istemiş bu kemikleri kemirerek açlığını gidermeye çalışmıştır. Yollarda böyle gezerken onun haline acıyan bir komutan ona biraz para verir. Bir süre karnını bu parayla doyurmuştur.

Andreas’in açlıktan yazmaya mecali kalmamış,  pansiyon sahibi kirayı ödemediği için onu pansiyondan çıkarmıştır. Artık dayanacak gücü kalmamıştır. Rıhtıma gider ve İngiltere’ye gitmek üzere bir gemiye tayfa olarak yazılır. Hayallerinden ayrılarak İngiltere’ye doğru yola çıkar.



[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/Knut_Hamsun

[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Knut_Hamsun


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...