MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
İkot ile Orko
Ekleyen : Onur BAYIR , 08 Eylül 2013 Pazar Beğen
Bu Eser 09.09.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir

Balta girmemiş tabiri çok doğru idi orası için, gözlerini açtığı yerdi orası. Yeşili; iç içe yaşayan dalların, budakların, sarmaşıkların belirlediği, yabani otların, mantarların ve adı henüz konmamış bitkilerin birbirlerine sataştıkları bir cennetti orası. Çok güçlüydü zekiydi bir çoğuna göre Orko, kuralları çok önceden konulmuş bu diyarda kendini kanıtlaması, yaşamda kalabilmesi için önemli, bir o kadar da gereksinimdi diğer arkadaşlarına ve canlılara nazaran.  Yağmur eksik olmazdı mahallelerinden, sokakları öyle alabildiğince betondandan değildi çünkü. Bir çok arkadaşı buralardan çok uzaklara kaçırıldı, o ve onun gibiler ise hayatta kalabilmeyi başarabildiği kadar ıslanmayı hakedebildi, yağmur damlalarında dans edip dallardan dallara zıplamayı, kovuklara girebilmeyi, yaprakları tadabilmeyi ve zirvelerinin özgür ruhuna varıp dünyayı izleyebilmeyi..


       Yeni bir günün ardından belirdi gökkuşağı, ahmak ıslatan yağmurundan sonra doğmuş, pırıl pırıl pırıldayan, rengarenk - çok güçlü bir biçimde, bütün renkleri görünüyordu ve çok da sağlıklıydı bir çoğuna göre. Orko onu seyre koyulmuş ahengine kapılmış vaziyette izler iken birden gökkuşağının dibinde belirdi İkot, sakin sakin yürüyen, ıslak fakat biraz da paytak, konuşkan ama sessiz, zeki lakin anlaşılmaz, gizemli ve birazda uykucu bir Ornitorenkti o. Orko onu uzun zamandır takip ediyor, gizli gizli izliyordu, yuvasına girip çıktığı her an onun kalbinin daha bir hızlı ritim tuttuğu, heyacanla gürlediği ve dikkatini çekmeye çalıştığı -ona kur yaptığı- anlardı,  besbelli ki hiçbir hareketi gözünden kaçmıyordu. Usulca yaklaştı gökkuşağına İkot emekleyerek, tırmanmaya başladı, tedirgin  ve çokça hevesli. Tayfın tepesine doğru çıkarken artık iki ayağı üstünde yürümeye başlamıştı ve en tepesine vardığında  o da parıldıyordu. Hemen arkalarında idi onu izleyen güneş ve büyük bir coşku ile uzatarak elini İkot’a "keşke" dedi, diyebildi  sadece ısıtırken. Gülümsedi o da kayıtsız kalmayarak, ayaklarını uzattı gökkuşağının hemen önüne çırpmaya başladı sevimli, mutlu ve ışık saçarak, gözlerinin içi gülüyordu adeta hoşuna gitmişti bu ilgi. Gökkuşağı artık daha bir coşkulu parıldıyordu ve diğer ucunda  -hemen dibinde- bittiği yerde  beliren küpün içinde altın dedikleri madde o zaman birikmeye başladı, ama insan eli değdiğinde yok oluyordu, çünkü onlar sadece mutluluk saçan birer simge idi ve kimse anlayamazdı .


       Orko bu olan bitenleri izlerken güneşin bu yaptığına kayıtsız kalamadı, onu çok kıskanmıştı. Adımlarını kendinden emin atmaya başladı bulunduğu yerden renk tayfına doğru fakat birşeyden habersizdi, onun bu anını kollayan kötü niyetli “art renkliler” en zayıf, en boş anını gözlemliyorlardı ve saldırdılar arkasından. Çok da çabuk olup bitmişti işleri “bu orangutan bize çok kazandıracak” dedi uzun olan art renkli, “onu yarın sabah götürmeliyiz, vakit kaybımız yok” diyerek cevap verdi kısa ve kalıplı olan art renkli. Orko neye uğradığını şaşırmış bir o kadar da kızmıştı, ama çoktan demir parmaklıklar ardında idi ne olup bittiğini anlayana kadar. Demir parmaklıklar adeta inliyor, dar geliyordu ona, oradan çıkmak o gökkuşağına daha çok yaklaşıp anlatmak, söylemek -haykırmak-  istiyordu, hem böyle olsa bile onu duyabilir, duysa, fark etse dahi sevebilir miydi ki..


       Bu düşünceler içinde öfkesi kontrolden çıkan, gücü de kat ve kat artan Orko’nun demirlikleri onun bu hırsına daha fazla dayanamadı ve yıkılıverdi kapı, sanki büyülü bir güç gelmiş ve bu orangutanin sesini duymuştu, yardım etmişti ona. Hoplaya zıplaya, daldan dala atlaya atlaya, büyük adımlar ata ata gökkuşağının önüne geldi. Orko baktı ona çok heveslenmişti hemde çok, mutluluktan göğsüne vurdu yumruklarını, açtı kollarını haykırdı aşkını gökkuşağının önünde taa en tepelere sevdiğini söyledi bir çırpıda. İkot baktı, sevindi fakat hiç sesi soluğu çıkmıyordu kafasını çevirdi önce Orkoya baktı, yüzünü çevirdi sonra bir an boşluğa daldı, baktı  sonra onu ısıtana. Güneş şapsala döndü sırıtmaya başladı uzattı ellerini hemencecik, kayboldu gökkuşağı yaktı güneş onu mutluluğu ile. Orko sesi soluğu kesilmiş bir şekilde bakabildi sadece, baktı ama ağlayamadi çünkü ağlamayı dahi bilmiyordu ki, her zaman güleç yüzü ve güçlü ruhu nasıl bir tepki vereceğini bilemedi. Koştu Orko sadece ardına baka baka. Önünde ki uçurumu görmeden..



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...