MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
MİLLİ MÜCADELEDE KINALI BİR EL GÖRDESLİ MAKBULE HANIM
Ekleyen : Neval Tabak , 16 Temmuz 2012 Pazartesi Beğen

PDF Yazdır E-posta



MİLLİ MÜCADELEDE KINALI BİR EL GÖRDESLİ MAKBULE HANIM
Bıçağın kemiğe dayandığı zamanlar vardır, olmak yada ölmek mücadelesinin en endişeli zamanında.Kınalı narin ellerde katılır bu kavgaya , kimi mavzerinin tetiğini asılı,kimi kağnısının boyunduruğunu,kimi çocuğunu bırakıp top mermilerini kucaklar.Şehadete ermiştir bazıları, unutmuyoruz desekte bazılarını hatırlamayız bilmeyiz.İşte bu bilmediklerimizden biride GÖRDESLİ MAKBULE HANIM dır. Gördes te doğmuştur Makbule Hanım, Babası ve kardeşleri şehit olmuş erkeği olmayan evin erkek gibi yiğit yetişmiş bir kızdır.. şehitlere yakılan ağıtlar arasında büyümüştür. Çok iyi atabiner ve silah kullanır. Askerden terhis edilmiş olan Gördesli Halil Efe yle birbirlerini severler ve evlenmeye kararverirler. Yalnız Yunan Manisayı İşgal etmiştir adım adım Gördes, Demirci Kütahya civarına doğru ilerleyecektir. Düğün yapmak için Gördes emniyetli değildir. Demirci de yapmaya karar verirler. Düğün yapılır ve evlenirler. Savaş görmüş Halil Efenin Burnunda barut kokusu tazedir. Düşman işgali devam etmektedir hep birşeyler yapması gerektiğini düşünmektedir. Silahını temizlemekte, atını tımar etmektedir. Demirci Kaymakamı İbrahim Etem Bey (Akıncı) Demirci ve civarında gönüllülerden oluşan bir Müfreze hazırlamaktadır. ona katılmak istemektedir. Hanımı Makbuleye düşüncelerini açmakta zorlanır.Yeni evlidir karar veremez. gecelerce hep düşünmektedir. Vatan işgal altındayken,Ezan okunmazken, bayrağımız dalgalanmazken yarla yaren olmak beyhudedir..Vatan yardan üstün gelmiştir..gitmeye karar verir aynı zamanda iki aylık eşi Makbule Hanımlada konuşmaya karar verir çağırır kınalı ellerinden sıkı sıkıya tutar,Durumu biliyorsun duramam gitmemlazım bana ihtiyaç olduğu zaman durmamam lazım der. Hazırlanmaya başlar. Makbule Hanım kendisinin de yapabileceği birşey olduğunu faydalı olmak istediğini yanında gitmek istediğini söylediysede Halil Efe evde otur dua et dumanımızı tüttür der ve yola çıkar. Onun yola çıkmasıyla Makbule hemen aceleden bir bohça hazırlayıp ardından çıkar yavaş yavaş onu takibeder. Halil Efe İbrahim Etem Beyin Akıncı müfrezesine eriştiğinde gece yarısıdır. Makbule Hanım çalıların ardına gizlenir. Konuşulanları dinlemek ister.Bu ara çıkardığı sesten nöbetçi efeler silahı doğrultup kim var orada diye sorarlar Makbule Hanım elini kaldırır ateş etmeyin ben Halil efenin eşiyim der. Herkes çok şaşırır. Tabi Halil efe birazda kızar hemen eve dönmesi gerektiğini söyler Makbule Hanım ağlar kalmak istediğini söyler Halil efe istemez. Makbule Hanım İbrahim Etem Beyin yanına gider ağlar ve yalvarır. Ayakbağı olmaması kaydıyla kalmasına karar verirler. Efeler düşmana vur kaç taktiğiyle baskınlar vermekte düşmanı ilerlemede zora sokmaktadırlar. Bu arada Makbule yaralanan efelere bakar,yemeklerini yapar.Yaralı efelerin silahıyla iki üç defa baskınlara katılmıştır ama genelde geride kalmakta hizmette bulunmaktadır.Makbule Hanım savaşma arzusundadır babası ve kardeşleri şehittir oda çarpışabilir buna inanmakta ve istemektedir. Bu düşüncesini Halil Efe ye ve İbrahim Etem Beye açar onlar senin silahın atın yok ne yapacaksın derler. Zoruna gider alınır bu sözlerden birazda kızarak ben kendi silahımı atımı bulurum der. Efelerin konuşmalarına da arada kulak vermekte onları dinlemektedir Makbule Hanım, düşmanın yerini tahmin etmektedir.Gece gizlice gitmeye karar verir yaya olarak düşman karargahına kadar sokulur. bir iki tane nöbetçi vardır diğerleri uyumaktadır. Nöbetçiye sokulur hançeriyle ağzını kapatıp karnına saplar etkisiz hale getirir. silahları alır, atıda alır, karanlıkta başlar sağa sola ateş etmeye düşman baskın yediğini zanneder bir nevi baskındır aslın da ama düşman şaşkınlıktan hiçbir şey yapamaz çalılıklarda kaybolur Makbule Hanım. sabbah olmadan Müfrezeye ulaşır Müfrezedekiler at seslerinden şüphelenir kim o ateş etmeyin ben Makbuleyim der herkes şaşkınlık içindedir. Ne yaptın Makbule derler Siz bana atın silahın yok dememişmiydiniz bak atım da var silahımda der yaptıklarını bir bir anlatır Efeler gıpta etmiştir Halil Efe eşine sarılır..birazda işe yaramazsın dediği için mahçup olmuştur. Şiddetli çarpışmalar devam etmektedir.Müfreze baskına gitmiş muharebe halindedir.Makbule Hanım yaralı Efeler vardır onlarla bırakılmıştır Kocayayla civarında Çamlıtepe de kalmışlardır. Çamlı tepeden çarpışmaları takipte eder Makbule Hanım. Çarpışmalar şiddetini iyice arttırmıştır.Simav lı Yusuf Çavuşun Müfrezesi ağır kayıplar vermekte geri çekilmek zorunda kalmıştır.Panik havası hakim olmuştur Yusuf Çavuşun Müfrezesinin çoğu şehit olmuştur.Yusuf Çavuş daha emniyetli gördüğü Çamlı Tepeye doğru çekildi. Askerlerin Çamlıtepeye doğru çekildiğini gören Makbule Hanım çılgına döner, silahını alıp çekilen askerlerin önüne doğru koşar ve onları durdurur.Giydiği siyah elbisesiyle heybetli bir ve gizemli bir duruşu vardır.ve adeta kükreyerek GÜN KENDİNİ FEDA ETME GÜNÜDÜR. KAÇMAKTANSA ŞEREFLE ÖLÜME GİTMEYİ İSTEMEZMİSİNİZ... kendisi askerlerin önüne geçer,yağan kurşunlara aldırış etmez,çekilişe dur demek başka türlü olmazdı. onu gören askerler hemen dönüp dahabir hırsla düşmana saldırdı,Makbule hanımın yiğitliğinden utanmışlardı ..dahada şiddetli çarpıştılar. Makbule Hanımkorkusuzca mavzerini ateşliyordu, silah sesleri arasında haykırışları duyuluyordu. Vurun efeler vurun yiğitlerim diyerek düşmanın üstüne yürüyordu,. Bir ara sesi kesiliverirMakbule Hanımın, yere yığılmıştı, bir çınarın devrilişi gibi yığılır Makbule Hanım direnmek ister ama olmaz kurşun başına isabet etmiştir. Makbule Hanımın yere düşmesiyle dahada galeyana ve öfkeye gelen efeler düşmanı hırsla püskürtmüştür. Şehadete erdiğinde yirmisindeydi Makbule Hanım. Sevdiğine kurban olsun diye ellerine yakılan kınalar henüz silinmemişti. Ve bütün hayaller,bütün ümitler Anadolunun kurtuluşu uğruna feda edilmişti. Toprağa düşen bir Makbuleyarının dünyasında filiz verecek,boy atacak nice Makbulelerin gönül toprağına ab-ı hayat gibi kan gönderiyordu. KaynakçaKınalı eller Osman Alagöz(Kaynak yayınları) Turgut Özakman Şu Çılgın Türkler(Bilgi yayınları)

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...