MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Türklerde Mezartaşı Geleneği
Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar Beğen

Türklerde Mezartaşı Geleneği

Şamanizm,Maniheizm, Budizmin en sonunda İslamiyet’e inanan Türklerin, bu dinlere dayalı ölüm ile ilgili düşünce ve inançları mezar geleneklerine yansımıştır. Eski Türklerde de ölümden sonra bir hayatın olduğu inancı vardı. Bu yüzden ölen kişiler Kurgan adını verdikleri  Mezarlara atları ve diğer sevdikleri eşyalarıyla birlikte gömerler, yeniden dirildiklerinde sevdikleri eşyaları kullanabileceklerine inanırlardı.(1) Eski Türklerdeki  Kurgan anıt ve Balbal dikme şekillerindeki mezar tipleri bu inancın izlerine uygun olarak yapılıyordu.

Türklere ait Mezarlar da bu inanç şubelerine uygun olarak bir seyir izlemektedir. Teorik olarak düşündüğümüzde İslamiyet’in kabulünden sonraki mezar işçiliği, adet ve Mezar yapma Sanat nın çok çok farklı bir hale gelmesi gerekmektedir.  Fakat İslamiyet’e gelene kadarki süreç ile İslamiyet inancını kabul etmelerinden sonraki mezar yapma, mezar taşı hazırlama gelenekleri zannedildiği kadar birbirinden çok alakasız değildir. Aksine Türkler İslamiyet’i seçmelerine rağmen İslamiyet önceki mezar yapma geleneklerini önemli ölçüde İslami dönemde de sürdürmüşlerdir.

Türkerlin İslamiyet öncesi ve sonrası mezar yapma geleneğinde birçok açıdan büyük benzerlikler vardır. Mimari hususlarda görülen bu benzerlikler ölü gömme adetlerinde ve defin sonrasında yapılan uygulamalarda da kendisini göstermektedir. Mezarlara çaput bağlanması, mezar başında horoz tavuk kesilmesi, mezar taşlarının yapısı bu gün bile görülmekte olan İslamiyet öncesi döneme ait geleneklerdir.  İslamiyet öncesi döneme ait bazı adetler İslamiyet'in kabulünden sonra da bir müddet devam etmiş sonraları terk edilmiştir. Örneğin mumyalama işi, bu geleneğin devamı olarak Anadolu ’da Selcuklularda ve Beylikler Devri’nde bir müddet görülmüştü.

Yazımızın konusu mezar taşları ve mezar işçiliği olduğundan bu konunun sadece mimari, tezyinat, görsel ve biçimselliği üzerinde durulacaktır.

Türk mezar mimarisinin en erken örnekleri Hunlulara ait kurganlar olmaktadır. Hunlardan kalan kurganların en önemlileri Türkistan'da Nain ula-Katanda, Pazırık Kurganı ' Şibe, Tuyahta, Yako-Nur, Berel ve Kızart gibi bölgelerde ele geçen kurganlardır. (2)  M.Ö. IV-II. yüzyıllarda " Kurgan " adı verilen Türk mezarları, Moğolistan'ın Altay Dağları çevresinde XX. yüzyılda yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. ( bkz: Eski Türklerde Yaşam : Göçebelik İnanç Ölüm Gelenekleri Töre Budun ...)  "Türk mezar yapısı olan kurganlar, toprak üstünde gözle görülebilen yığma bir tepe ve toprak altındaki mezar odası olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Bazı Kurganların içerisinde Ahşap sandukanın bulunduğu ve ölünün mumyalanarak gömüldüğü de tespit edilmiştir. " (3 Haldun ÖZKAN, a,g,y. shf.31)

 

"Türkler, Hunlardan itibaren uyguladıkları bu mezar şekillerini, Anadolu'ya geldikten sonra da kullanmaya devam etmişlerdir. Göktürk (552-745) mezar geleneği, Hun mezarlarının devamı olmakla beraber, bir takım yeni yorumlar da taşımaktadırs . Göktürklerden sonra Şamanizm'i terk ederek, Budizm'i devlet dini olarak benimseyen Uygurlar ise (745840) Hoço ve çevresindeki kalıntılardan anlaşıldığına göre, "Stupa" adı verilen kubbe ile örtülü mezar anıtları yapmışlardır." (3. Haldun ÖZKAN, a,g,y. shf.31)

Kurgan tipi mezarların dışında diğer bir mezar yapma şekli  Balbal denilen mezar yapma şeklidir. Göktürklerle ortaya çıkan bu mezar şekli 8. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar devam etmiştir. Bu mezar şeklllerine Moğolistan, Tuva, Güney Altay, Çin Türkistan’ı, Kazakistan ve Ukrayna’da rastlanılmıştır. Bu mezar tipi ölen kişinin mezarı başına, kendi heykelini “sin” ve öldürdüğü düşmanları simgeleyen yontulmuş taşlar “ balbal ” dikilmesi şeklindeydi. (4)   8. yüzyıldan itibaren Göktürklerle görülen ve Kültigin Bilge Kağan ve Vezir Tonyukuk mezarları ile örneklendirebileceğimiz bu mezar yapma stili İslamiyet'in kabulü ile bir takım değişikliğe uğrayarak günümüze kadar uzanmıştır denilebilir. Bu dönemde dikilen balballar üzerinde taşların yüzleri, yönlere göre duruşları,  “kemer, çanta, mendil toka, küpeler”, ellerinde tuttukları “kuş, kadeh” gibi sembolik objeler, dikkati çeker.

Türk mezarlarının İslami dönemdeki ilk örneklerine Karahanlıardan (992-121 i) itibaren başlar. İslamiyet’in Türkler arasında yayılmaya başlaması ile mezar anlayışı ve geleneği de kısmen değişmeye başlar.  Kişilerin ölümsüzleştirilmesi ve mezarlarını anıtlaştırması İslami anlayışa ters bir düşüncedir. İslami inanca göre bir mezarın tapınma mahalline dönüşmesi yasaklanmıştır. Buna rağmen İslami dönemdeki Türklere ait mezarların anıt mezarlar veya anıtsal nitelikler taşıyan mezar taşları şeklinde yapılması devam etmiştir.

  

Selçuklu, Karahanlı, Anadolu beylikleri ve Osmanlıar zamanlarında yapılan, Türbe ve Kümbet şeklindeki çadır tipli veya diğer şekillerde yapılan bu mezarlar aslında İslami inanç ile tezat taşıyan İslamiyet öncesi Türk mezar mimarisi özelliklerini devam ettiren mezar mimarisi örnekleridir. Buna en güzel misaller, Sivas, Erzurum, Konya, Kayseri ve diğer Selçuklu şehirlerindeki Selçuklu kümbetleri ile balbaların gelişmiş özelliklerini içeren Ahlattaki Mezarlar ile  Osmanlı mezarlıklarında görülen görkemli mezar taşlarıdır.

Eski Türklerin ölenlerin mezarı başında koç / koyun ve at gibi hayvanları kurban ettikleri çok bilinen adetleridir.  Ölenlerin mezarını kurganlara gömdükleri, gömüldükten sonra üzerine taşlar yığılarak bir höyük yaptıkları,  kurban edilen at, koyun ve koç başlarını höyüğün önüne dikilen bir direğe astıkları bilinen adetleridir.  Günümüzde bile bu adetlerin devamı gözükmektedir. Anadolu’daki Türkmen mezarlarının baş kısmında koç boynuzu yer alabilmekte, ziyaret yeri farz edilen yerlerde koç, koyun gibi adaklar kesilmekte, adağın kanı alın kısmına sürülmekte, ziyaret yerlerine çalı, direk, vb dikilip, şaman asasına benzer düğümlerle çaputlar bağlanmaktadır. Ziyaret taşlarını vb götürmek günah kabul edilmekte, ziyaret yerlerinde dilek taşı vb bulunmaktadır. ( bkz : Ahlat Mezarları Taşları Motifleri ve Tipleri )

“İnançlara göre koruyucu ruhları temsil eden hayvan heykellerini mezarların etrafında görmek mümkündür. Özellikle koç-koyun heykellerinin yanı sıra at heykellerine hem Orta Asya Türk mezarlarında hem de Doğu Anadolu'da, Bitlis, Erzurum, Diyarbakır, Van,Kars , Tunceli illerinde sık sık rastlanılmaktadır.  "Ertuğrul Danık, Anadolu’da bir kısmı halen mezarlıklarda institü halinde bir kısmı da resmi devlet kurumlarının bahçe ve girişlerinde ve müzelerde koruma altında toplam 258 adet koç heykelinin yanında, 30 adet at heykeli tespit etmiştirElde edilen verilere göre eserlerin en yoğun rastlandığı bölgeler Akkoyun ve Karakoyun Türkmenlerinin hâkimiyet sahası olarak görülen Doğu Anadolu Bölgesi’nde başta Tunceli olmak üzere sırasıyla Van,Erzincan , Erzurum, BİTLİS , Muş, Ardahan, Kars, Iğdır, Hakkâri,AĞRI, Malatya illerinin yanı sıra; daha sınırlı örnekler ile Batı Anadolu bölgesinde AFYON’da; Orta Anadolu bölgesinde Ankara, Konya,Eskişehir, Nevşehir ’de; Karadeniz bölgesinde Artvin', Rize, Samsun, Tokat illerinde karşımıza çıkmaktadır." (5)

İslamiyet öncesi dönemde ortaya çıkan ölenin mezarı başında at , koç, koyun kesmek ve onların kemiklerini ölenin mezarı başında bırakmak, hatta, ölenin mezarı başında at, koç, ve koyun şekline benzeyen  taşlar dikme geleneğinin İslamiyet’in kabulünden sonra da uzun müddet devam ettiği böylece açığa çıkar.  İslamiyet öncesi dönenmenin gelenekleri olan mezar taşlarının üzerine bir takım figürler çizmek konusuna yukarıda da değinilmişti. Mezar taşlarının üzerine kabartmalar şeklinde figürler oluşturmak geleneği, Selçuklu ve Osmanlı mezar taşlarında da görülen özelliklerdir.  Mezarların ölenlerin cinsiyetlerini belirtecek şekilde yapılması geleneği islamiyetten sonra da karşımıza çıkan bir özellik olarak devam etmiştir.

“Erzincan çevresinde ki birçok ilçe ve köy mezarlığında (Çayırlı ve Üzümlü İlçeleri başta olmak üzere Çayırlı İlçesinin Başköy, Sarıgüney, Çamurludere, Ozanlı, Çaykent Köyü mezarlıklarında)? bu tarzda düzenlenen koç-koyun heykelli ve bezemeli mezarlarla karşılaşılmaktadır. Mezarların büyük bir kısmı Çayırlı İlçesine bağlı Başköy'de yer almaktadır. Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bu köyün, yeni ve eski olmak üzere iki mezarlığı bulunmaktadır.” (3. Haldun ÖZKAN, a,g,y. shf.34)  “Tunceli ve Iğdır bölgesinde yaşayan halkın ölen kişinin mezarlarının üzerine erkekse koç, kadınsa koyun şeklindeki mezar taşları diktiklerini belirtilmektedir.” (5)

Anadolu'daki Koç-Koyun mezar taşlarının XIII. yüzyıldan itibaren Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmenlerinin hâkim oldukları sahada görünmeleri, bu tip mezar taşlarının

Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenlerine ait bir gelenek olduğu kanaatini uyandırmaktadır. Bu devirdeki Türkmenlerde mevcut dini tolerans, Alevilik v.b. gibi inançların güçlü mevcudiyeti, Türklerdeki bu eski milli geleneği tekrar canlandırmıştır. Ayrıca bu geleneğin tekrar ortaya çıkışında devrin örf, adet ve dini inançları kadar, Türkmenlerin iktisadi ve sosyal yapıları da etkili olmuştur.” ( 6 )

Yazıdan da anlaşıldığı gibi İslamiyet öncesi dönem kültürünü devam ettirmekte oldukça muhafazakâr bir şekilde devam ettiren Alevi  Türkmen mezarlarında bu durum daha belirgindir.

Tunceli'de ata mezarlarına, Orta Asya'da olduğu gibi büyük saygı gösterilir. Mezarlar ya orman içinde ya da dag tepelerindedir. Halk bu mezarları ziyaret edip, kurbanlar keser ve saz çalıp ağıt yakarlar. Bu da eski Türk hayatında, ata ruhlarını memnun etme inancının Tunceli'de görülen izleridir. (7)

Mezar taşlarının çoğunun üzerinde gençliği, şecaati gösteren kılıç, kalkan, hançer, bıçak, sadak, ok, yay, tüfek, tabanca, eğerli at, koç, figürleri görülürken, hürmet edilen büyük bir şahsın veya din adamının mezar taşlarında ise tespih, kandil, v.b. eşyalar tasvir edilmiştir.” ( Haldun ÖZKAN, a,g,y. shf.35)

Osmanlı döneminde yapılmış pek çok mezar taşında dahi mezarın kadın veya bir erkeğe ait olup olmadığı mezarın form farkından veya karakteristik özelliklerinden fark edilebilmektedir.  Erkek mezar taşları, kitabe için ayrılan dikdörtgen gövde, bunun üzerine oturan boyun ve başlık kısmından oluşur. Kadın mezar taşları ise yapı ve süsleme açısından çeşitlilik gösterir. En çok tercih edilen kadın mezar taşı tipi aşağıdan yukarıya doğru genişleyen ve üçgen bir alınlıkla son bulan tip’tir. “Bunun dışında, mezar taşının bütünü tam bir modern çelenk şeklinde tasarlanmış örnekler de vardır. Kadın mezar taşlarında, erkek mezar taşlarına form olarak en çok benzeyen “Gerdanlık” olarak adlandırılan tip olduğu söylenebilir. Ancak gerdanlıklı mezar taşlarında, erkek mezar taşlarından farklı olarak, boyun kısmının kolye veya çeşitli takılarla süslendiği, başlığın alt kısmının ise tomurcuk güllerle doldurulduğu dikkat çekmektedir. “ (8)

Selçuklu ve Omsalı mezar taşları İslamiyet’in izin vermemesine rağmen son derece ihtişamlı ve insan gövdesine benzeyen nitelikler taşır. Bu mezar taşlarının başlıkları ölen kişinin mesleğini, makamını,  rütbesini, görevini vb belli edecek başlık , serpuş,  kavuk vb şekillerle süslenmiştir. Balbalların İslami dönemdeki yorumunu oluşturan bu mezar taşları bir ölçüde soyut heykellere benzer. Heykelin dinimizde yasak olması mezar taşların yapımcılığında bu çeşit bir yontu sitilinin gelişmesine neden olmuş, bu mezar taşları biçimsel nitelikler yanında kitabe, yazı sanatı, hat kaligrafi, ölenin hayatına dair özellikleri simgeleyen motiflerle süslenmiştir. Mezarlıklarımızdaki mezar taşları mermer işçiliğinin, TAŞ İŞLEMEcılığının, taş süslemeciliğinin,  Heykel sanatının ve Hat Sanatımızın şaheserleriyle süslüdür. “Osmanlılar yazıya ayrı bir önem vermiş Osmanlı mezar taşlarında kitabe ve hüsn-i hat ön plana çıkmıştır. Her mezar taşında da güzel yazı yazılıyor olmasa da Osmanlı mezar taşlarının pek çoğunda celi sülüs ve celi talik celi yazılar, Osmanlıların son zamanlarına kadar mezar taşı kitabesi formunda da icra edilmiştir.  Mezar taşı kitabelerinde; ayet, hadis, vecize, atasözü, nesir, şiir, temenni ve dualar yazılıdır.  Nazım olarak düzenlenmiş mezar taşı kitabelerinin bir çoğunda  ebced hesabıyla tarih düşürme yöntemi uygulanır. “ (8)

Eski mezarlıklarımız Türk Süsleme Sanatlarının eşsiz örnekleri ile doludur. Bu mezar taşlarının üzerinde çok çeşitli çiçekler,  motifler, kabarma, desenler, ölen kişinin mesleği, rütbesi, makamı yaptığı işi temsil eden kitap, gemi, arma, madalyon, kalem ve çiçek desenleri ile ölen kişinin cinsiyeti ve mesleğini belirleyen biçimsel özellikleri vardır. Türk mezar taşlarında mezar taşları üzerinde sergilenebilecek Türk Geleneksel El Sanatlarının pek çok özelliğini gözlemlemek mümkündür. Hat sanatının muhteşem örnekleri, taş Oymacılığını pek çok özelliği, Türk Süsleme Sanatlarında karşımıza çıkan pek çok Bezeme , desen ve motif uygulamaları taşların üzerindedir.

 Türk mezar taşlarının biçimi, üzerindeki işlemeler, süslemeler, Motifler, gelişi güzel yapılmamıştır. Bunların her birinin ayrı bir anlamı, hikâyesi ve sembolize ettiği bir anlatım biçimini üstünde taşımaktadır. Türk mezar taşlarının üzerinde atlı insan figürleri, kılıç, kalkan, hançer, bıçak, ok, yay, at, koç, tüfek, tabanca, kandil, terazi, ibrik, kahve takımı ve tepsi gibi Motifler kişinin sağlındaki yaşını, mesleğini, gençliğini, kahramanlığını, mesleğini, sanatını, görevini işini vb sembolize edecek şekilde ve bu amaçla desenlenir.  Mezar taşlarında rastlanılan " Zülfikar, güneş kursu, çarkıfelek, pençe-i ali aba" gibi desenler ve kabartmalar o kişinin mezhebini belirtmek amacıyla uygulanır.  Kitap, arma, Tuğralar , kalem, tuğ, vb örnekler kişinin mesleğini ve konumunu belli eder.

"Türk mezar taşları üzerinde kullanılan motifler, desenler, figürler ölüm ve ölüm ötesi hayata verilmek istenen bir mesajdır veya ölen kişinin dirilere bir mesajıcıdır. Selçuklu ve beylikler dönemindeki şehit askerlerimize kılıç, hançer motifleri konulmuştur. Osmanlı mezarlarında da bu eski Türk geleneği devam ettirilmiştir. İstanbul'daki hanedan mezarlarına bakıldığı zaman bu eski Türk geleneğinin devam ettiği görülür.''  ( 9)

Türk mezar taşları İslamiyet’te yasaklanmış olan yontu sanatının icra edilebildiği ender alanlardan biridir. İnsanı andıran özellikleri, ölen kişiyi sembolize eden biçimsel nitelikleri sembolize eden şekilleri bu mezar taşları geleneksel ve Türk tipi Heykelciliğin şaheserleri olarak kabul edilebilinecek örnekleridir.

Türk süsleme sanatının pek çok niteliği mezar taşları üzerinde sergilenir. Güzel bir mezar taşında hattat, nakkaş bazen şair ve mermer ustasının emekleri nakşedilir.  Türk mezar taşları üzerindeki süsleme unsurları yapıldığı devre göre değişiklik gösterse de temel olarak, hat, sanatı, taş oymacılığı ve mermer işçiliğinin ortak özellikleri ile şekillenir. Taş ustalarının en ince detaylarına kadar işlediği klasik motifler ve çiçekler Osmanlı sanatının Avrupai sanat akımlarından etkilediği dönemlerden de izler taşımaktadır. Türk mezar taşlarında  Barok ve ampir üslubunun izlerini de gözlemlemek mümkündür.

Çeşitli sebeplerle Heykel yapmayan Türk sanatkârı bütün maharetini mezar taşlarında ve bilhassa serpuşlarda göstermiştir. Mezar taşı ustası ile heykeltıraşın teknik ve estetik plandaki çalışmaları aynı gzükmetedir. “ 

 

 

  • BEZEME NEDİR VE TÜRKLERDE BEZEME SANATI
  • Türk Süsleme Sanatlarının Motifleri
  • Hat Sanatı ve Tarihçesi
  • Ehl i Hiref Kaligrafi
  • Hat Sanatının İncelikleri

 

 

KAYNAKÇA

 

  1. .edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/167-eski_turklerde_yasam_g%C3%B6cebelik_inanc_%C3%B6lum_gelenekleri_l
  2. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/187-turklere_ait_ilk_kurganlar_ve_anitlar.html
  3. Haldun ÖZKAN, ERZİNCAN VE ÇEVRESİNDE ORTA ASYA TÜRK GELENECİNİ SÜRDÜREN BEZEMELİ MEZAR TAŞLARı, e-dergi.atauni.edu.tr/index.php/taed/article/
  4. edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/177kultegin_kitabesi_ve_tam_metni_%28_gunumuz_turkcesi_ile
  5. ERDAL INAN SEVIN, Mezar taşları üzerine araştırma, babamansur.org.tr//
  6. M. A.çay; Anadolu'da Türk Damgası Koç Heykel-Mezar Taşları ve Türklerde Koç-Koyun Meselesi, Ankara, 1983, s.36-37.;
  7. İ. Kafesoğlu;TürkMilliKültürü, Ankara, 1977, s.265
  8. Y. Kalafat; Dogu Anadolu'da Eski Türk inançlarının izleri, Ankara, 1990, s.106
  9. gomectarim.gov.tr/index.php/hizmet-standarlari/item/12-
  10. Yrd. Doç. Dr. Berkli, Mezar Kültürü En Zengin Ülke Türkiye, mistikalem.com/haberler/3413

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...