MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Afanasyevo,Anav,Andronovo, Karasug Kültürleri ve Türklerin Ana Yurdu.
Ekleyen : Adem , 23 Ağustos 2016 Salı Beğen

 

Afanasyevo Kültürü :

MÖ 2500 ile MÖ 1700 yılları arasında görülmüştür. Türkler’in en eski kültürü kabul edilir. Minusinsk'teki Bateney bölgesinde bulunan 80 mezardan oluşan buluntu ya da dört litrelik toprak kaplar, bu kültürün başlıca keramik eserleridir. Bunların yanında çakmak taşından ok uçları, kemik iğneler ve ilk bakır bizler, bıçaklar, bakır tellerden yapılmış küpeler, türlü biçimdeki süs eşyaları ile maden işleme araçları ele geçirilmiştir. Mezarlara sunulmuş yemek kalıntılarına rastlanmaktadır. Bu uygulama ileriki zamanlarda ve tarihsel dönemlerde Hun, Kök Türk, Apar ve öteki  Türklerde de görülmektedir. Koyun kemiklerinin at kalıntıları ile birlikte ilk kez bir arada görüldüğü Afanasyevo Kültürü, koyunun Türkler'ce MÖ 3.binden beri bilindiğini göstermektedir. Ayrıca Asya'da ilk At kalıntıları da Afanasyevo Kültürü ile onun bir gelişmesi ve devamı olan Andronov de görülmektedir. Afanasyevo-Andronovo kültür çevresi içinde yer alan Kapanda-yüs bölgesinde, MÖ 3. binin sonlarına ait mezarlardan, ağızlarında demir gem izleri taşıyan at iskeletleri bulunmuştur.

 

 

 

Anav


Anav, Aşkabat’ın (Türkmenistan) yakınında bulunan küçük bir kenttir. Anav Kültürü, adını bu Anav kentinden alır. MÖ 4500 yıllarına uzanan kalıntılarda, hayvancılık, dokuma, seramik, madenden araçlar ve süs eşyaları yaptıkları anlaşılmıştır. Anav'daki kalıntılarda, Türkmen dokumalarındaki işlemelerle benzeyen seramik parçaları ve süs eşyaları ilgi çekicidir. Anav insanları kerpiç evlerde oturup, tarım ve hayvancılıkla geçinmekteydiler; kumaş dokumayı, toprak ve bakır eşya yapmayı biliyorlardı. Koyun, keçi, sığır, deve, köpek gibi hayvanları da besliyorlardı.



Türkler'in ataları ile ilgisi kesin biçimde ortaya konulamamışsa da bu bölgelerde yaşayan Türk sanatlarında eski Anav Kültürü'nün izlerinin görülmesi ilginçtir. 
 

AndronovoKültürü


Adını Yenisey'deki Andronovo sitesinden alır. MÖ 1700–1200 yıllarında Altaylar- Ural dağları ile Hazar denizinin kuzeydoğusuna yayılmış ve Afanasyevo ve Türk Bozkır Kültürü'nün geliştiği bölgedir. Tunç ve altın eşyalar ilk kez bu kültürde görülür. Andronovo insanları, at koyun, deve ve sığır besliyorlardı.

René Grousset, Orta Asya'nın en önemli sanat üslûbu olan Hayvan Üslûbu'nun, Minusinsk'te Tunç Çağı'nda doğmuş olabileceğini ve bu sanatın Hun Türkleri’nce geliştirilmişolduğunusöyler. 

 

Karasug Kültürü


Andronovo Kültürü'nün olduğu, Kögmen dağları, Uluğ Kem, Kemçik, Abakan, İrtiş ve Kem/Yenisey nehirleri çevresinde, yani Afanasyevo ve Andronovo Kültürleri gibi aynı bölgede, Minusinsk'te Karasug Kültürü ortaya çıktı.

Emel Esin,Çinliler'in T'ie-lê olarak belirttikleri Ting-Lingler'den Kök Türk ve Uygurların oluştuğu fikrindedir. Japon Türkolog, Masao-Mori, T'ie-lê veya Ting-Ling adlarının aslının Türük / Türk olması gerektiğini ileri sürmektedir. Ting-Ling adı dört tekerlekli, üzerine çadır kurulabilen arabalarından ötürü verilmiştir. Çinliler bu Proto Türkler'den kağnılı anlamına gelen Kao-ch'ê adıyla söz edeceklerdir. Bu kültürde görülen Koç-koyun, dağ tekesi yontuları Kem/Yenisey bölgesindeki Karsug Kültürü ile başlar ve bu motif daha sonra Kök Türk Kagan Tamgası durumuna gelecektir. MÖ 1300–700 yılları arasında görülen bu kültürde demirin işlenerek çeşitli eşyalar yapılması, dünyada ilk kez bu kültür çevresinde görüldü. Demir Avrupa, Çin ve Hindistan'da ancak yüzyıllar sonra kullanılmıştır.

Karasug insanları keçeden çadırlarda yaşıyorlar, dört tekerlekli arabalar kullanıyorlardı. At, deve, koyun ve sığır besliyor, yünlerinden kumaş dokuyor, giysi dikiyorlardı.

MÖ 1300–700 demirin işlenerek çeşitli eşyalar yapılması, dünyada ilk kez bu kültür
çevresinde görüldü. Demir; Avrupa, Çin ve Hindistan'da ancak yüzyıllar sonra
kullanılmıştır.

 


Türklerin Anayurdu

Türklerin Tarih sahnesine ilk çıktıkları bölge, yani Türklerin ana yurdu üzerine çeşitli görüşler vardır. Maddi kültür unsurları, dil hususiyetleri ya da tarihi realite bakımından konuyu değerlendiren bilim adamları, Orta Asya'daki çeşitli kültür çevrelerini Türklerin ana yurdu olarak kabul ederler. Esas itibariyle, bu yöndeki ilk çalışmalar batılı bilim adamları tarafından ortaya konmuştur. Gerçekte XIX. yüzyıl sonlarıyla XX. yüzyıl başlarında başlatılan araştırmalarla, batı kendi tarihinin köklerini aramaya koyulmuş, fakat neticede, hiç hesaba katmadıkları bir milletin yani Türklerin, kendilerine has kültür ve medeniyetleriyle karşı karşıya gelmişlerdir. Bu gerçek karşısında, batılı bilim adamları yoğun çalışmalarda bulunmuşlar ve Türklerin tarih sahnesine çıktıkları yer ve zaman hususunda çeşitli nazariyeler sunmuşlardır. J. Klaproth (1824), J. Von Hammer (1832), W. Schott (1836), M.A. Castren (1856), A. Vambery (1885) ve E. Oberhummer (1912) gibi ilk alimler Altaylar ve çevresini Türklerin ana yurdu olarak gösterirken, W. Koppers (1937), W. Radloff (1891), G.J. Ramstedt (1928), L.Ligeti (1940) ve K.H. Menges (1968) gibi dilci ve tarihçiler Altaylar'ın doğusu ve Kadırgan Dağlarına kadar olan bölgelerde Türk ana yurdunu aramışlardır ve bu görüşü ünlü Türkolog Barthold da desteklemektedir.

J. Strzygowsky (1935), O. Menghin (1937), İ. Zichy gibi sanat ve kültür tarihçileri ise Altaylardan Urallar'a kadar uzanan sahaya sıcak bakmışlardır. Bu görüşleri değerlendirerek ana yurdun coğrafi sınırlarını tespit etmek mümkündür. Ancak araştırmalarda belirtilen ve arkeolojik bulguların yer aldığı daha belirli ve dar bir bölgeyi ana yurt olarak tespit etmek ve kabullenmek hem zor hem de sakıncalıdır. Çünkü dinamik ve hareketli bir kavim olan Türkler, en eski devirlerden itibaren geniş bir alana yayılmışlar ve kültürlerini buralara götürmüşlerdir. Atı ehlileştirerek adeta onunla bütünleşen Türkler, konar-göçer yaşantılarını bozkır coğrafyasında hakim kılmıştır. Bu sebeple daha geniş çerçevede düşünülecek olursa, Türklerin ana yurdu Orta Asya bozkırlarıdır, Orta Asya'nın sınırları doğuda Baykal gölünden Batıda Hazar ve Ural dağlarına; kuzeyde Sibirya bozkırlarından güneyde Tanrı dağları ve Gobi çölüne uzanmaktadır. Bu coğrafyanın, bütün dünya tarafından kabul edilmiş siyasi adı ise Türkistan'dır. Türkistan'da konar göçer bozkır medeniyetinin M.Ö. devirlere giden pek çok kültür çevresi yer alır. Sovyet İmparatorluğu'nun dağılmasıyla istiklallerini kazanan Türkistan'daki Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarına ait topraklarda yapılacak incelemeler Türklerin tarih sahnesine çıkışlarına dair yeni belge ve bulguları, elbette ki, gün yüzüne çıkaracaktır. Dolayısıyla Türk ana yurdunu Orta Asya'da dar bir bölgeye sıkıştırmak hem tarih ve kültür birliğini muhafaza etmek hem de ilmi gerçekler açısından doğru değildir. Nitekim aşağıda gösterilen Türk kültür çevrelerinin zenginliği de buna delalet eder.

Ana yurtta yer alan ilk kültür çevreleri: Arkeolojik kazılar ve araştırmalar Orta Asya medeniyetinin M.Ö. V. bine kadar uzandığını göstermektedir. Batı Türkistan'da, bugünkü Aşkabat çevresinde yapılan kazılarda, M.Ö.V. bine ulaşan yerleşme merkezleri bulunmuştur. Anav kültürü olarak bilinen bu medeniyetin kimlere ait olduğu kesinlik kazanmamış ise de Türklerin bu bölgedeki varlıklarının ilk izlerini yansıtabileceği düşünülen ipuçlarını vermesi açısından Anav önemli bir merkezdir.

Proto-Türklere ait olduğu hemen hemen aşikar olan ilk kültür çevresi Altay-Sayan dağlarının kuzey batısında yer almaktadır. M.Ö. III. bin başlarına ait bu eski kültüre Afanasyevo kültürü denilmektedir. Bu kültürün en büyük özelliği Türk sosyal hayatının ilk örneğini yansıtmasıdır. Bu kültürde atın ehlileştirildiği ve koyun beslendiği görülmektedir. Ayrıca toprak kaplar, bakır ve tunçtan yapılmış çeşitli silah ve süs eşyaları da bulunmuştur.

Bu kültürün devamı olan Andronovo kültürü ise Altaylardan, Ural dağları-Aral gölü çevresine kadar yayılmıştır ( M.Ö.1700-1200). Bu kültürde tunçtan ve altından eşya yapımının geliştiği bilinmektedir. Andronovo kültürü özelliklerini yansıtan diğer bir kültür ise Yenisey-İrtiş çevresinde yer alan Karasuk kültürüdür (M. Ö.1300-800). Tuva ve Abakan bozkırları ile Baykal gölü havzasında bulunan hayvan figürlü kaplar ve silâhlar bu kültürlerde benzerlik gösterir.Karasuk kültürünün en büyük özelliği demirin işlenip, silah yapımında kullanıldığı ilk kültür olmasıdır. Bu kültür çevresinde insanlar keçe çadırlarda yaşayıp, tekerlekli arabalar kullanıyorlardı. Minusinsk ve Abakan bölgesinden Altaylara uzanan bölgede Tagar kültürü olarak bilinen ve M.Ö.700'e tarihlenen buluntularda demir işçiliğinin nadir örnekleri yer almaktaydı. Ayrıca M.Ö. 3.yüzyıla ait, Orhun ve Selenga boylarına değin uzanan Pazırık kültürü, binlerce yıllık Türk kültürünün Hun çağına nasıl ulaştığını gösterir. Bütün bu buluntular Türk coğrafyasının tabiî sınırlarını tespit etmek açısından da büyük bir öneme sahiptir.


Orta Asya'daki Türk kültür çevrelerinde, kurganlarda bulunan bazı eşyalar, Türklerin çok eski zamanlardan beri konar göçer hayata has bir kültür geliştirdiklerini aşikar kılar. Av ve savaş aletleri, demir ve deriden çeşitli eşyalar ve at ile kurt ağırlıklı hayvan figürlü kaplar, bu yaşayışın temel hususiyetlerini bizlere gösterir. Nitekim Türklere ait menşe efsaneleri ve Ergenekon Destanı gibi mitolojik olaylarda da bu motifler ön plandadır. Dolayısıyla, maddi buluntular ve Türk mitolojisi, Türklerin tarih sahnesine çıktığı yer ve zaman hususunda tamamen uygunluk arz etmektedir.

 

GÖÇLERİN SEBEPLERİ

  • Nüfus artışı ve toprakların yetersiz kalışı
  • Olumsuz iklim şartları (Kuraklık, şiddetli kışlar)
  • Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler
  • Salgın hastalıklar
  • Türklerin Cihan hakimiyeti düşüncesi Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu)

 

GÖÇ YÖNLERİ


* Kuzeye gidenler, Sibirya'ya
* Doğuya gidenler, Çin ve Uzakdoğu ülkelerine
* Güneye gidenler, Hindistan, Afganistan ve Çin'e
* Batıya gidenler, iki yol izlememişlerdir. Bir kısmı Hazar Denizi’nin kuzeyinden Karadeniz'in kuzeyine ve Avrupa'ya; diğer kısmı ise Hazar Denizi’nin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'ya göç etmişlerdir. 


 

GÖÇLERİN SONUÇLARI

Orta Asya kültür ve medeniyeti dünyanın değişik bölgelerine taşınmıştır.

Göç etmeyip, Orta Asya'da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan "Asya Hun Devleti" ni kurmuşlardır.

Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.

 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 


 

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...