MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Oğuz Kağan Destanı
Ekleyen : İbrahim Sağır , 10 Ocak 2017 Salı Beğen 1
OĞuz Kağan Destanı,
 
Hun Türklerinin destanıdır. Fakat bu destanın bugün elimizde bulunan parçası, İslâmiyet’ten sonra,13. Yüzyılda Uygur Türkçesi ile yazıya geçirilmiştir. Aslında destan çok uzundu Bugün “Dede Korkut hikâyeleri diye bildiğimiz yazılar o destanın İslami geleneğe adapte edilmiş bölümlerinden başka bir şey değildir. Aşağıda bugünkü Türkçe ile sunacağımız ve apayrı bir bölüm olarak yazıya geçmiş parça İslamiyet’ten sonra yazılmış olmasına rağmen, orijinalliğini oldukça korumuştur. Oğuz Kağan Destanı’nın bu ayrı bölümünün bugün tek bir yazma nüshası vardır, o da Paris’teki “Bibliotheque Nationale
”dedir.  Bu kütüphanenin “Türkçe Eserler“ seksiyonunda 1001 numara ile kayıtlı bulunuyor.    
Bu yazma günümüz Türkçesine Reşit Rahmeti Arat tarafından çevrildi ve 1936 da yayınlandı.
Daha sonra 1970 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın “1000Temel Eser dizisinde Muharrem Ergin’in açıklayıcı önsözü ile Uygurca metin de eklenerek yayınlandı. Destanın kahramanı Oğuz Kağan’ın Asya Hunlarının en büyük en ünlü kahramanı olan
Mete (Motun) olduğunda birçok tarihçi birleşiyor. Belki bu destan Mete’den evvelde vardı. Mete’nin ünü, Kahramanlıkları ve hayatının Oğuz Kağan’ın Hayatına benzemesi, Oğuz Kağan’ın aslında Mete olacağını düşündürmüştür.   
 
TÜRK KÜLTÜR TARİHİ BAKIMINDAN OĞUZ KAĞAN DESTANI VE ÖNEMİ
Dr. İbrahim ONAY
 
 
  Hun - Oğuz Destanı:
 
Oğuz Kağan destanı M.Ö. 209-174 tarihleri arasında hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete'nin hayatı etrafında şekillenmiştir.
Bütün Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk sekli günümüze ulaşmamıştır.
Bugün, elimizde Oğuz destanının üç varyantı bulunmaktadır.
XIII ile XVI yüzyıllar arasında Uygur harfleriyle yazılmış ve İslamiyet’ten önceki inancı yansıtan varyantın ilk örneği temsil ettiği kabul edilebilir.
XIV. yüzyıl basında yazıldığı bilinen Resîdeddîn'in
Câmiüt-Tevârih adlı eserinde yer alan Farsça Oğuz Kağan Destanı İslâmî varyantların ikincisini temsil etmektedir.
Oğuz Kağan Destanının üçüncü varyantı ise XVII. yüzyılda Ebü'l-Gazî Bahadır Han tarafından Türkmenler arasındaki sözlü rivayetlerden ve önceki yazmalardan faydalanarak yazılmıştır
.
Prof.Dr.Umay Günay
 
 
 
 
OĞUZ KAĞAN DESTANI
        
Oğuz’un annesi Ay Kağan idi,
Doğurmaya kalmış az zaman idi,
 
Ay Kağan’ın iki gözü parladı,
Doğum sancıları onu zorladı.
 
Bir erkek çocuğu doğdu o anda,
Yoktu belki bir benzeri cihanda.
 
Yüzü gök gibiydi, saçları kara,                         
Ağzı kıpkızıldı, benzerdi kora.
 
Bu çocuk başkaydı, peri miydi ne?
Güzellikte yoktu sanki üstüne.
 
Vücudu baştanbaşa kıllıydı,
Öküz gibi güçlü, çok akıllıydı.
 
Anasının memesinden bir defa,
Süt içti ve istemedi bir daha.
 
Çiğ et, kımız, aş istedi, dillendi,
Kırk gün sonra yiğit oldu, dellendi.
 
Vücudu tüylüydü, güzel huyluydu,
Ay Kağan oğluydu, asil soyluydu.
 
İbrahim Sağır
 
 
 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...