MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
HİSARCILAR
Ekleyen : ESA , 25 Ağustos 2016 Perşembe Beğen

HİSARCILAR

 

Garip Topluluğu na karşı çıkan bir grup şair şiirlerini Çınaraltı Dergisi'nde yayımladılar. Daha sonra 1950 yılında çıkmaya başlayan "Hisar" Dergisi etrafında toplanan grupta şu isimler bulunmaktadır: Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Yavuz Bülent Bakiler, Bahaeddin Krakaoç,  Mustafa Necati Karaer, Nüzhet Erman, Arif Nihat Asya,, Sevinç Çokum, Oyhan Hasan Bıldırki, Gültekin Samancı, M. Necati Özsu, Ayla Oral, Şevket Bulut, M. Fahri Oğuz,  Tarık Buğra, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Faik Baysal, Metin And, Hilmi Ziya Ülken, Talat Sait Halman, Rüştü Şardağ gibi sanatçılardır.

 

Hazırlıklarına 1949 yılı sonlarında, "eski şiirimizden, millî kültür ve edebiyatımızdan kopmadan yeni ve güzel bir şiir sergilemek, o yıllarda şiirimizi çıkmaza sokanlara ve yozlaştıranlara karşı çıkmak ve tavır almak'" parolasıyla başlanan Hisar dergisi, ilk sayısını 16 Mart 1950'de yayımlamıştır.

Yayın hayatını iki dönem halinde sürdüren Hisar dergisi, birinci yayın döneminde (Ocak 1957'ye kadar) 75; ikinci yayın döneminde de (Ocak 1964'ten Aralık 1980'e kadar) 202 olmak üzere toplam 277 sayı çıkmıştır. Hisar Dergisi Ocak 1957 tarihli 75. sayısından sonra yayına ara veren dergi Ocak 1964'te yeniden çıkarıldı. Aralık 1980'de, 277. sayısından sonra kapatıldı.

 


Bütün sanatçıların ortak görüşlerini şöyle sıralayabiliriz: ''Sanatçı bağımsız olmalıdır, ulusal olmayan bir sanatın sınırları aşağı düşünülmez.Sanatçının dili yaşayan dildir.Her alanda Batı taklitçiliğine karşı çıkılmalı, gelenekler tümüyle reddedilmeli, sanat siyasetin aleti olmamalı, dildeki kargaşa giderilmelidir.Daha sonra bu grup Hisar Dergisi'yle varlığını sürdürmüşler.

 

Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümü dolayısıyla Kültür Bakanlığı'nın dokuz dalda açtığı yarışmalarda, şiir dalında "Kuşlar ve İnsanlar" kitabıyla birincilik ödülünü kazanan Hisar'ın kurucu şairlerinden Mustafa Necati Karaer, derginin çıkış gerekçelerini şöyle anlatır: Garipçilerin başlattığı şiir akımının "yalana dolmaları" karın doğurmasa bile, şiirden nasibi olanları şiirden ve edebiyattan uzaklaştırıyor ve hareket devam ediyordu. Bu durum karşısında yapılacak tek iş, tek çare, inandığımız yolda bir edebî dergi çıkarmaktı. Öyle bir dergi ki, Türk şiirini yıkmak isteyenlerin karşısına bir kale gibi dikilsin, taklitçiliğe sapmadan millî kültürümüzden güç alsın ve "geçmiş'le "gelecek" arasında bir köprü olsun. İşte, kendi inançlarımız ve sanat anlayışımız doğrultusunda bir fikir, sanat ve edebiyat dergisi çıkarma kararımız, özetle belirtmeye çalıştığım ihtiyaçtan doğmuştur.

 

Hisarcılar, derginin ilk sayısında yayımlanacak bir bildiriyle "neler yapacaklarını açıklamak" yerine, zaman içerisinde "neler yapacaklarını gösterme" nin daha doğru olacağına inanmışlardır. 26 Aralık 1966'da Ankara Radyosu'nca hazırlanan bir programda derginin sanat anlayışını ve belli başlı ilkelerini ortaya koyan açıklama, derginin kuruluşundan 17 yıl sonra yapılır. Hisar'ın kuruluşunun, sorunlarının, dil anlayışının ve sanat ilkelerinin tanıtıldığı programa dergiyi temsilen Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Mustafa Necati Karaer, Gültekin Sâmanoğlu ve Nevzat Yalçın katılmışlardır.

 

Radyoda "Hisar Saati" programında açıklanan bu ilkeler, daha sonra Hisar dergisinin 113. ve 114. (Şubat, Mart 1967) sayılarında da topluluğun bir tür geciken bildirisi olarak dört madde halinde yayımlanmıştır:

 

1)"Sanatçının Dili Yaşayan Dil Olmalıdır". Aksi takdirde, ister eski, ister yeni olsun, ölü kelimelerden doğan her eser yeni nesilleri birbirinden ayırır. Türk sanatına ve kültürüne olumlu katkıda bulunamaz.

 

Bu ilkeyle ilgili olarak Hisarcıların, özellikle Birinci Yeni ve ikinci Yeni sanatçılarına yönelttikleri eleştiriler şöyle sıralanabilir: Ağza alınmayacak kadar kaba ve çirkin kelimeleri bol bol kullanmak, dil akışına uymayan uydurma kelimeleri inatla ve ısrarla kullanmak, büyük harf-küçük harf kurallarına boş vermek, noktalama işaretlerini kaldırmak, cümle tekniğine kulak asmamak.

 

2. "Sanatçı Bağımsız Olmalıdır". Zira, onun eseri, siyasî sistemlerin de, ekonomik doktrinlerin de propaganda aracı değildir.

 

3. "Sanat Millî Olmalıdır". Çünkü kendi milletinden kopmuş bir sanatın milletlerarası bir değer kazanması beklenemez.

 

4. "Sanatta Yenilik Asıldır." Ne var ki, bu yenilik arayışı eskinin ret ve inkârı şeklinde yorumlanmamalıdır. Dünden kuvvet alarak yarın da kolay kolay eskimeyecek bir yenilik anlayışı ilke edinilmiş; mutlaka serbest şekilli şiir yazmak, şiiri nesre ve hikâyeye yaklaştırmak, heceyi ve aruzu ölü vezinler olarak görmek gibi ısrarcı yaklaşımların doğru olmadığı savunulmuştur.

Toplumcu Gerçekçi, Garip ve ikinci Yeni gibi şiir hareketlerini de açlığı ve sefaleti dile getirdikleri, gençliğin şehevî arzularını kamçıladıkları, amaçlı olarak aile ve diğer toplumsal kurumları hiçe saydıkları iddialarıyla eleştirmişlerdir.

 

Hisarcılar, Türk şiirinde görülen yenilik hareketlerinde sanatçıların "dil, şekil ve konu" karşısındaki tutumlarını belirleyen iki kutup olduğunu savunurlar. Bu kutuplardan birini, her faklılaşma ve değişmeyi şiirde yenilik sayanlar oluştururken; diğerini de, tek başına kendilerinin temsil ettiğine inandıkları bu görüşün aksini iddia edenler oluşturmaktadırlar.

 

Hisarcılara göre şiir dilinde yenilik; şiiri ölü kelimelerden ve terkiplerden kurtarıp sadeleştirmekle, dili basitliğe düşürmeden yaşayan halk diline göre geliştirmekle mümkündür. Uygarlığın ve kültür seviyesinin bir bakıma ölçüsü olarak gördükleri dili kısırlaştırmamak gerektiğine inanmışlar; ancak, masa başında kelime uydurulmasına da karşı çıkmışlardır. Yabancı dillerden alındığı artık fark edilemeyen ve Türkçe karşılığı olmayan kelimelerin çekinilmeden kullanılması gerektiğini savunmuşlardır.

 

Bu gruptaki şairler; vezin konusunda bir dayatmaya karşı olmuşlar, şiir olarak kalabildiği müddetçe aruzu da, heceyi de, serbest şekilli şiiri de kabul ettiklerini belirtmişlerdir. Şiirin şekil özellikleri yönüyle, aruzda ve hecede alışılmış kalıpların çerçevesinden kurtulup yeni söyleyişlere ulaşmasını hedefleyen Hisarcılar, muhteva özellikleri yönüyle de, şiirin konusunun sınırlandırılamayacağını, şiir feda edilmemek şartıyla her konunun işlenebileceğini savunmuşlardır. Zira sanatın her şeyden önce bir hürriyet meselesi olduğunu, ancak, dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman mutlak hürriyet rüzgârı esmediğini belirterek, "hürriyet perdesi arkasında oynanan maksatlı oyunlara pabuç bırakmayacaklarını" da her fırsatta dile getirmişlerdir.

 

Hisarcılar, gecikmeli olarak ilân ettikleri bu ilkelere otuz yıllık yayın hayatı boyunca sıkı sıkıya bağlı kalmışlar ve kendilerini, diğer topluluklara karşı (toplumcu gerçekçiler, Birinci Yeniciler, Maviciler, İkinci Yeniciler) Türk şiirini ve dilini koruyan yegâne "kale" olarak görmüşlerdir.

( Yrd. Doç. Hulusi GEÇGEL (Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı )

 

HİSAR TOPLULUĞUNUN BESLENME KAYNAKLARI

 

HALK EDEBİYATI:

Halk edebiyatı, Hisarcıların beslendikleri ilk kaynaklar arasında yer alır. Bir yandan halk edebiyatının biçim, mazmun, kalıp, ölçü, kafiye gibi özelliklerinden, diğer yandan bu edebiyatın kaynağını oluşturan halk kültüründen, gelenek ve görenekler ile diğer folklor değerlerinden faydalanırlar.

 

Karaer’in şu mısraları söylediklerimizi doğrulamaktadır:

 

"Yitmemiş sıcaklığıyla gelir de gelir

Köroğlu’nun çağırdığı eski türkü,

Bakarsın rüzgâr, bakarsın yağmur,

Düş olsa bile güzel, ama nerde

Sütbeyaz bir güvercin özgürlüğü"

 

 

İİLHAN GEÇER :

 

"Katmer katmer açıl gönül bahçemde

Bir ipek çevre ol fakir bohçamda

Mecnun’um Leyla’sın dertli bahçemde

Kapımı yeniden çal usul usul"

 

DİVAN EDEBİYATI:

 

Hisar topluluğunu oluşturan isimler arasında özellikle Munis Faik Ozansoy ve Mehmet Çınarlı divan edebiyatı kaynağından en fazla beslenen iki isimdir.

 

"Bırak; bütün bir gece hayallerinle yorgun

Gözlerin, gözlerimin sularında uyusun!" ( Munis Faik’in "Gözlerin )

 

Mehmet Çınarlı:

"Coştukça hislerim kıyısız bir deniz gibi

Kartallaşan hayalime dünya dar olmalı"

 

MODERN ŞİİR – SANAT VE SİYASET

 

M. Faik Ozansoy’un bir dörtlüğü bütün Hisarcıların bu konudaki görüşlerini özetlemektedir:

"Doğru yol barış yoludur;

Ne sağa, ne sola sapış.

Elinde şu güzel düstur:

Dostu sev düşmanla barış"34

Bu dörtlükte; ne sağ ne sol ideolojilere bulaşmadan sanat

yapmak istedikleri dile getirilmektedir: “… Bize göre şairin veya

yazarın kalemini herhangi bir ideolojinin hizmetine vermesi onun bir

sanatçı olarak ölümü demektir. Sanat eserinin bir propaganda vasıtası

haline getirilmesinin kesinlikle karşısındayız".

 

TARİH

 

Gültekin Sâmanoğlu’nun "Malazgirt" başlıklı şiiri söylediklerimizin delilidir:

 

"O ki, Anadolu’ya ötedenberi tanış:

Asya’dan Aktoprağa düşen cemrenin ilki,

Kulağına okunan ezanla adı konmuş

Fatih Sultan Mehmet’in, Yunus Emre’nin

Sinan’da kubbe, kemer; Yahya Kemal’de beyit.

 

 

DİN

 

M. Faik

Ozansoy, "Yollarda" şiirinin onuncu dörtlüğündü Bursa’da kılınacak

bir bayram namazının vereceği huzuru şöyle dile getirir:

"Abdest alıp çınarlı şadırvanda bir sabah;

Kılmak Yeşil’de vecd ile bayram namazını;

İslamı anlatırken ezan nerdedir felah,

Duymak içimde Tanrı’ya bağlanma hazzını"44

 

DİL

 

Hisarcılarındört ilkesinden biri dil konusundadır: "Bizim üzerinde titizlikle durduğumuz ve birleştiğimiz dördüncü bir nokta da dil konusudur... Yalnız şunu tekrarlayayım ki biz yaşayan canlı Türkçenin edebiyat dili olmasına taraftarız. Halkın konuştuğu dilden ayrı bir yazı dili, adeta yeni

bir divan dili yaratılmasını son derece zararlı buluyoruz.” ( RADYODA Hisar Saati, Şubat 1967 )

 

Hisar dergisinin adı bile hem dil hem düşünce yönünden önemli bir ayrıntıya işaret eder. Bu ayrıntıyı Mehmet Çınarlı şöyle açıklar: "…Hisar adı, rastgele uydurulmuş değildir. Bir birleşme, bir savunma anlamı var o kelimede. Hisar adı, milli kültüre ihanet eden, milli değerleri yok etmeye çalışanlara, dilimizi edebiyatımızı soysuzlaştırmayı gaye edinenlere karşı bir savaş çağrısıdır… "Yirmi Birinci Yıla Girerken", Hisar, S. 150, Mart 1970, s. 4.”

 

Hisarcıların beslendiği kaynaklar gösterilmeye çalışılmıştır. "Yeni gelenekçi" bir topluluk olarak, "sanat için sanat" anlayışıyla geçmişe ve geleneklere saygılı49, estetik ölçülerden uzaklaşmamak kaydıyla toplumsal sorunları ideolojilere bulaşmadan yansıtmaya gayret etmişlerdir. Hisarcılar, Yahya Kemal Beyatlı’nın neo-klasizmini bireysel meziyetleriyle birleştirerek bir yandan Genç Kalemler, diğer yandan Hecenin Beş Sairi’ne, Ahmet Haşim ve A. Hamdi Tanpınar’a yaklaşan bir çizgide ürünler vermişlerdir

 

KAYNAĞINI GELENEKTEN ALAN HiSARCILAR, Yrd. Doç. Dr., Öztürk Emiroğlu, http://turkoloji.cu.edu.tr/

 

HİSAR TOPLULUĞUNUN ANA ÖZELLİKLERİ

 

Bu kadronun ana özelliği hece ölçüsüne ve edebiyatın klasik değerlerine sıcak bakmasıdır.

 

* 1940 sonrasında GARİP şiirine ilk tepki 1950 yılında çıkmaya başlayan HİSAR dergisi etrafında toplanan bir grup şair tarafından ortaya konmuştur.

* Onlara göre başka ulusları taklit ederek ulusal bir sanat oluşturulamaz.

* Yeni bir sanat oluşturmak için mutlaka eskisini reddetmek gerekmez.

* Yenilik eskisinin içinden doğmalıdır.

* Sanat ideolojinin baskısı altında olmamalı, belli bir dünya görüşünün propagandasını yapmamalıdır.

* Şiirde öztürkçeci ve tasfiyeci olmamalıdır.

* Hisar şairlerini memleketçi şiirin takipçisi görebiliriz. Geleneği reddeden Garip Akımına ve ideolojik şiire yönelen Nazım Hikmet’e karşı çıkmışlardır.

 

“Hisarcıların, edebi bakımdan geleneğin iki temel kolu halk ve divan edebiyatı ile modern edebiyatın, Garip ve sosyalist gerçekçiler ile İkinci Yeni anlayışları dışındaki bütün

Oluşumlarından yararlandıkları söylenebilir. Ayrıca Yahya Kemal Beyatlı neo-klasizmi ve az da olsa Ahmet Haşim sembolizmini bireysel meziyetleriyle birleştirerek bir yandan

Genç Kalemler, diğer yandan Hecenin Beş Sairinin etkisinde kalmışlardır. Kültürel yöden ise tarih, din, dil, Anadolu coğrafyası ve insanları gibi kaynaklardan beslenmişlerdir. Bu da Hisarcıların hem geçmiş edebiyattan hem de o edebiyatı besleyen kültürel kaynaklardan yararlandığını gösterir”
 

 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com           

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...