MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
Kırgız Türkleri ve Edebiyatı- İsmail ULUTAŞ- Uğur SOLDAN,
Ekleyen : Adem , 23 Ağustos 2016 Salı Beğen

Kırgız Türkleri ve Edebiyatı


Kırgızlar, oldukça köklü bir Türk boyudur. Çin, İran, Soğd, Doğu Türkistan gibi memleketler üzerinde etkili olmuşlar ve Hokant Hanlığı vasıtasıyla Osmanlı Devleti ile ilişkiler kurmuşlardır. Çin kaynaklarında adları Hakas veya Keges olarak geçmektedir. Ruslar ise bir müddet Kazaklar'a da Kırgız demişlerdir. Kırgız adının Kırk Oğuz sözünden Kırkız'a dönüştüğü ve "öldürülemez, baş eğdirilemez" anlamlarına geldiği yolunda görüşler vardır.

Kırgızlar'ın ana yurdu Kırgızistan, 1876'da resmen Rusya'nın idaresine girer. Ancak diğer Türk boylan gibi Kırgızlar da zaman zaman Rusya'ya karşı isyan etmişlerdir. Son büyük isyanlardan biri olan 1916 isyanında Kırgızlar'ın bir kısmı Doğu Türkistan'a göç etmek zorunda kalır. 20. yüzyılın başında verilen hürriyet mücadelesinin sonunda 1918'de ilân edilen Türkistan özerk vilayetinin bir parçası olarak kurulan Kırgızistan, Bolşevik kuvvetlerinin Türkistan'ı işgal etmesiyle, diğer Türkistan cumhuriyetleri ile birlikte Rusya Federasyonu'na bağlanır. Ardından 1925'te özerk vilayet,1926'da özerk cumhuriyet, 5 Aralık 1936'da Sovyetler Birliği cumhuriyeti olur. 70 yıllık Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra diğer Türk cumhuriyetleri ile birlikte 31 Ağustos 1991'de bağımsızlığına kavuşur.

Çarlık Rusya'sı Kırgızları tanımak ve Ruslaştırmak için Kırgızisatanda da Cedid Mektepleri açmışlardı. Çarlık Rusyasının açtığı bu okullarda Rusça'nın yanısıra Tatarca ve Arapça da öğreniliyordu.1917 ihtilalinden sonra bu okullar kapatılsa da yazılı Kırgız Edebiyatının nüvelerini bu okullarda aramak gerekir.Abramzom’a göre Kırgızlar üç büyük gruptan oluşmuştur. Birinci grup yerli Türk boylarıdır. Bunlar önceki Türk kağanlıklarından ve Karahanlı döneminden beri varlıkları bilinen ’Karluk, Kırgız ve Uygurlar’dır. İkinci grup, kökleri Güney Sibirya ve Merkezi Asya olan, kuzey doğu ve doğudan gelmiş Türk boylarıdır. Üçüncü grup ise Moğol, Kazak, Nogoy boylarıdır."Kırgız Gelenekleri ve Abramzon - Zekeriya Karadovut, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Aksoy,http://www.turansam.org/makale )

Çarlık Rusya’sı, Rus olmayan milletleri Ruslaştırma siyaseti yapıyordu. Sosyalist ihtilal sonrasında Cedid Mektepleri kapatılarak devrime ve Sosyalistleştirmeye yönelik eğitim anlayışı uygulanmaya başlandı. Kırgızların geleneksel yaşama biçimleri ve iale yapısı da bu gelişmlere parelel olarak değişime uğrmaya başlamıştı."Ekim İhtilâliyle geleneksel Kırgız ailesi yeni sisteme  ayak uydurmaya başlamıştır. Ekiın İhtilaliyle Kırgızlarn gelenekselçocuk yetiştirme anlayışlarının yerini, Rus kültürü almaya başlamıştır. Böylece Kırgız köylerinde Sovyet ailesi oluşmaya başlamıştır. Gençler Rusça öğrenmeye çok çaba harcıyorlardı. Bazıları arkadaşları ve tanıdıklarıyla Rusça mektuplaşıyorlardı".( Kırgız Gelenekleri ve Abramzon - Zekeriya Karadovut, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Aksoy,http://www.turansam.org/makale )

Sözlü halk edebiyatının epik türünde sanatsal kabiliyetini en kuvvetli şekilde sergileyen Kırgızlarda "Manas" destanı başta olmak üzere yirmiye yakın Kırgız destanı bilinmektedir. İçeriği, ideolojik yapısı, hacmi, ele aldığı konuları göz önünde bulundurulduğunda Kırgız destanlarını birkaç türe ayırmak mümkün. Örneğin, hacim itibariyle büyük (çon) ve küçük (kence), konu itibariyle kahramanlık, sosyal, aşk, mitolojik olarak değerlendirilebilir. ( G. CUMAKUNOVA,Kırgızların Mitolojik İçerikli Destanlarından "Kococaş" Destanı, nuveforum.net/6 )

Yazılı Kırgız edebiyatı gerçek anlamıyla  Sovyet döneminde başlar. Bu tarihten önceki Kırgız yazılı edebiyatını müşterek Orta Asya Türk Edebiyatı içinde ele almak gerekir. Orta Asya'da  yaşayan Türk topluluklarının, Kırgızların, Uygurların, Kazakların, Tatarların, Özbeklerin bu dönemde ayrı ve bağımsız yazılı edebiyatlarından bahsetmek doğru olmaz. Sovyetler birliği döneminde edebiyat da dahil olmak üzere güzel sanatların tüm dallarında verilen eserler Komünist Parti politikalarıyla uyuşmak zorundaydı. Partinin edebiyattan beklediği  meseleler çok farklı idi. Bu prensipler dâhilinde ortaya konulan edebiyat dış dünyaya kapalı, sadece partinin izin verdiği esaslar dâhilinde yalancı bir realizm ile oluşturuluyordu. Yazarlar ve şairler eserlerini bu esaslar dâhilinde kaleme almak zorundaydı, sanat toplum için daha da doğrusu Komünist Parti ve onun propagandaları için yapılmalıydı.

Kırgız topraklarında sözlü edebiyat ürünleri derin bir geçmişe sahip olmasına rağmen ilk basılı edebi ürün Moldogazi Tokobayev'in Sessiz Ka- kay adlı tiyatro eseridir.Bunu Kasımali Bayalinov,Tugalbeg Sadıkbekov ve Mukay Elebayev'in eserleri izler.( Dr. Mustafa Çetin, Cengiz Aymataov'un Hayatı,http://www.aytmatov.org )

Kırgız nesir yazarları arasında R. Şükürbekov (Carkınay), C. Cangırçiev, (Tang Altında, Zamandaştardın Angemesi), U.Abdukaimov (Tang) K. Maalikov (Ayluu Tündö, Caş Calın, Açılgan Ayıp, Kızıl Alay, Azamattar, Leningrad Soguş Kündöründö), M.Abdukarimov (Caşagım Kelet, Öç, Kanduu Kündör), R.Şükürbekov (Ardaktuu Atçandar, Too Elinin Baatırı), K.Bayelinov (Turmuş Türtküsündö), M.Elebaev (Uzak Col), C. Bökönbaev (Ukraina Meykininde, Düyşön Kul), S.Sasıkbaev (Nurlan) ve C. Turusbekov (Taza Cürüktör Sokkondo) sayılabilir.

İlk Kırgız nesir yazarları arasında sayılan Kasım Tınıstanov'un Mariyam menen Köl Boyunda adlı uzun hikayesi 1924 yılında yayımlanmıştır ve Kırgızca yazılan ilk hikaye unvanını alır. Tınıstanov bir Kırgız milliyetçisidir bu ruhu bütün eserlerine yansıtmıştır. Dolayısıyla da Sovyet idaresiyle yıldızı bir türlü barışmamıştır ve bu uğurda ölmüştür. Sıddık Karaçev de sosyalizme karşı tavır alan ve eserlerinde millî bir yaklaşım sergileyen hikayecilerden biridir. Tınıstanov ile beraber hapse atılmıştır ve orada ölmüştür. Hikâyeleri, Erksiz Kündördö ve Erktik Tangı Kırgız hikâyeciliğinin ilk basılan eserleri arasındadır. Alı Tokombaev, Mungduular Ölümü ve Caralangan Cürök adlı romanlarında sosyalizmin yayılmasını, Ekim İhtilalinden önce Kırgızların çektiği eziyetleri, verdiği mücadeleleri, geleceğe yönelik beklentilerini anlatır.

Kasımalı Cantöşev'in Kanıbek adlı romanı, fakir bir köylünün çocuğu olan ve zengin bir beyin elinde çalışırken başka bir zengine köle olarak hediye edilen Kanıbek adlı gencin hikâyesini anlatır.Babaları, dedelerine kadar ezilen bir sınıfa mensup olan Kanıbek ile onu ezen zengin ve acımasızların mücadeleleri Sovyet ideolojisi çerçevesinde idealleştirilerek anlatılmaktadır.Tügölbay Sıdıkbekov'un Too Arasında adlı romanı Sovyet döneminin başlarında halkın aydınlanmasını ele alan sosyalist ideolojiyi bayraklaştıran bir eserdir
1902-1979 yılları arasında yaşayan Kasımalı Bayalinov'un Acar adlı tarihî hikâyesi 1916 olaylarını ele alır. Bu hikâyede 1916 yılında Kırgızların özgürlük için verdikleri mücadelede karşılaştıkları ağır hayat şartlarını işlemektedir.

Bu yazarlara ilave olarak savaş konusunu işleyen romanlar arasında N. Baytemirov'un Saltanat ve 1953'te ikinci bölümü basılan Caş Cüröktör adlı romanları da sayılmalıdır. İşçileri ve savaşta kahramanlık gösteren askerleri yücelten eserleriyle T. Abdumomunov (Cakşı Adamdar), A. Uukeyev (Cırgal, Koyçuman, Sayakat), K. Kaimov (Sonkuu Coluguşu, Adaşuu), Ş. Beyşenaliyev (Ukuk), K. Bektenov (Too Arasında) ve Cengiz Aytmatov (Obon) ön plâna çıkar. Kırgız roman ve hikâyelerinde çok işlenen diğer bir konu da kolhoz hayatı, köy hayatı ve Kırgızların nasıl kolektifleştirildikleridir. Bu konuyu T. Sıdıkbekov Keñ Suu adlı romanında da işlemiştir. Yazar aynı romanı gözden geçirip Too Arasında adıyla iki cilt olarak 1955 ve 1958 yıllarında yayımladı.

Romantizm ve fantastik konular da savaş sonrası Kırgız nesrinin temaları içinde yer almıştır. K. Cantöşev'in Tilek ve Aşuu Aşgan Suu hikâyeleri bu türdendir. Ellili yıllarda C. Aytmatov'u Kırgız nesrinde önemli bir figür olarak görüyoruz. Aytmatov özellikle 1958'de yayımladığı Cemile adlı hikâyesiyle bütün Sovyet ülkesinde tanınmaya başlamış, eserin Fransızcaya Aragon tarafından çevrilmesi ve Aragon'un Dünyanın Aşkı Anlatan En Güzel Hikayesi başlıklı yazısının yayımlanmasından sonra da Aytmatov'un tüm dünyaya ünü yayılmıştır.

1050'lili yıllardan sonra Kırgız edebiyatçılarının gelenekçiler ve yenilikçiler olarak iki hizbe ayrıldığını, yenilikçilerin Cengiz Aytmatov'un etrafında kümelendiğini görüyoruz. Aytmatov'un hızla yayılan şöhreti onu Kırgız nesrinde merkezi bir konuma oturtmuş ve bu da onun etrafında genç Kırgız edebiyatçılarının toplanmasına yol açmıştır. Aytmatov'un karşısında Ş Beyşenaliyev ve N. Baytemirov'un öncülüğünü yaptığı gelenekçi grup yer alıyordu.

Aytmatov'un dışında dönemin roman ve hikâyecileri arasında şu isimler kendilerini göstermeyi başarabilmişlerdir: T. Kasımbekov (Cetilgen Kurak, Ak Kızmat), O. Orozbayev (Kıl Köpürö), K. Kayimov (Cigit Baratat, Kış Irgagtarı), Ş. Beyşenaliyev: (Urpaktar Ünü, Danaker, Dañka Caraşa Cük), C. Mavlyanov (Turmuş, Açık Asman), A. Stamov (Keç Küzdö), K. Cusupov (Caşoo Kumarı), S. Sasıkbayev (Ecenin Ömrü) K. Caporov (Atalar).  1980'li yıllarda Kırgız edebiyatının konularını genişletip çeşitlendirdiğini görüyoruz. Gençlerin karşılaştığı problemler ve bunları çözme yolunda gösterdiği gayretler, eğitim, iş bulma, aile içinde yaşanan problemler gibi konular roman ve hikayede işlenen konulardır. Dönemin öne çıkan yazarları arasında Ş. Beyşenaliyev (Bolot Kalem, Karlıgaç, Urpaktar Ünü), Ö. Danikeyev (Köz İrmemdegi Ömür) A. Cakıpbekov (Sagın), K. Kaimov (Agronom Kız, Kış Irgaktarı), A. Moldokmatov (Coogazın) sayılabilir. Yine bu dönemde Tölögön Kasımbekov (Adam Bolgum Kelet) adlı  hikayesinde üniversite okuyamadan köyüne dönen Asılbek adlı gencin babasıyla yaşadığı problemleri anlatır

T. Kasımbekov 1966 yılında kaleme aldığı Sıngan Kılıç romanında Hokand hanlığı dönemindeki Kırgızların hayatını, Ruslarla ve Hokand hanlığı ile olan ilişkilerini anlatıyoTarihî olayları ele alan diğer romanlar arasında K. Bayalinov'un Kıyın Ötkööl, Boordoştor, Narındın Kızıl Tuusu, M. Abdukarimov'un Caşagım Kelet, Cañırık, K. Akmatov'un Mezgil romanları sayılabilir.

Bağımsızlık Sonrası Kırgız Roman ve Hikâyesi


Kırgız nesrinde en çok işlenen konulardan biri 1916 Kırgız Ürgen olaylarıdır. Sovyet döneminde bu olay komünist-sosyalist ideoloji çerçevesinde ele alınmaktayken bağımsızlık sonrası Kırgız roman ve hikayesi eski tutucu ve ideolojik bakış açısından kurtulmuş görünüyor. Sovyet döneminde Hokand hanının Çarlık Rusyası ordularına karşı savaşmaya çağırdığı Kırgızlar savaştan bıkmışlar ve hanın çağrısına cevap vermeyerek Çin'e göç etmişlerdir. Yeni romanlarda Hokand hanları daha gerçekçi ve Kırgız birliğini sağlamaya çalışan olumlu portreler olarak çizilmektedirler.

Z. Sooronbayeva'nın Astra Gülü  Bazarbay Bukanbekov'un Kim Bilet Ataman adlı romanı Aytmatov'un bağımsızlık sonrasında yayımladığı Kassandra Damgası adlı romanda uzaylı rahip Filofey bir genetik bilimcidir ve müthiş bir buluş yapar. Bu buluşunu bir mektupla Papa'ya ve Amerika'daki Tribün gazetesine bildirir. Mektup büyük yankılar uyandırır. Filofey hamileliğin ilk günlerinde dış dünyayı algılayan ve duruma göre gelip gelmeme konusunda karar verebilen insan embriyonlarının karar sinyallerini gösteren ışınlarını keşfeder. Dünyaya gelmek istemeyen bebeğin annesinin alnında bir ben oluşmaktadır. Bu ben Kassandra Damgası olarak adlandırılır. Filofey insanın tabiatı yaşanmayacak hâle getirdiğini ve acil tedbir alınması gerektiğini düşünmektedir. Bu sırada
Amerika'da başkanlık seçim kampanyaları yürütülmektedir. Başkan adayı Oliver Ordok danışmanı bilim adamı Bork'un bilgilendirmesiyle konudan haberdar olur. Fakat seçmenlerin tepkisinden  korkan başkan adayı Bork'u halkın hedefi hâline getiren bir konuşma yapar. Ve insanlar galeyana gelip Bork'u öldürürler. Filofey bütün dünyanın seyrettiği bir televizyon programında  görüşlerini açıkladıktan sonra insanlıktan ümidini kestiği için kendini uzay boşluğuna bırakarak intihar eder. Sovyet döneminde yazarların pek çoğu devletin ideolojik rehberliğini isteyerek veya gönülsüz de olsa kabul etmişti. Bağımsızlık sonrasında Kırgız yazarlarının bu açıdan da bir boşluğa  düştüklerini söylemek yanlış bir tespit olmasa gerek. Sovyet devrinin Kırgız edebiyatı Sosyalist gerçekçilik teması etrafında eserlerini üretmiştir. Bu dönemde konuların belli kalıplar içinde  kaldığını ve yazarların doğrusu kendi şahsiyetlerini ve yazarlık kişiliklerini yeterince eserlerine aksettirdikleri söylenemez. Kırgız eleştirmenleri de zaman zaman konuya dikkat çekmişler ve  roman ve hikâyedeki konu, üslup ve muhayyile kısırlığını gündeme getirmişlerdir. Elbette bu eleştirilerin dışında tutulması gereken bir Kırgız yazarı vardır bu da Cengiz Aytmatov'dur. 

modern Kırgız edebiyatının Rus edebiyatı tesirinde geliştiğini; konu, edebi türler, estetik, teori açısından tamamen Rus edebiyatı temelinde geliştiğini, ilk Kırgız yazarların eserlerinde Rus  edebiyatı örneklerinden etkilenmeler olduğunu, hatta Cengiz Aytmatov da dahil olmak üzere pek çok Kırgız romancısının eserlerini Rusça yazdıkları ve yazma gayretinde oldukları bilinmektedir.  Salican Cigitov da modern Kırgız edebiyatının temelini Avrupalılaşmış Rus edebiyatı olduğunu ileri sürmektedir. Yine Cigitov'a göre Aytmatov istisna tutulursa Kırgız edebiyatında batılı  edebiyat standartlarını karşılayabilen klasik manada eserlerin henüz kaleme alınmamıştır. Kırgız Türkçesinde yazılan edebî eserlerin biçim ve içerik açısından beklenilen düzeyde bir olgunluğa ulaştığını söylemek henüz mümkün görünmüyor. Kırgız yazılı edebiyat geleneğini bir bütün
olarak ana hatlarıyla incelediğimizde vardığımız sonuçları aşağıdaki gibi maddeler hâlinde sıralayabiliriz:

a) Kırgız Türkçesinin gerçek anlamda yazı dili olması XX. yüzyıl ortalarına kadar gecikmiştir.
b) Kırgız yazılı edebiyatı biçim ve içerik açısından büyük ölçüde Rus kaynaklarında damıtılan Avrupa entelektüel birikimine dayanmaktadır.
c) Kırgız yazılı edebiyat geleneğinin ilk temsilcileri eserlerinde genellikle komünizm propagandası yapmışlardır veya yapmak zorunda kalmışlardır.
d) Sovyetler Birliği sonrasında edebiyatın devlet kontrolünden çıkması her ne kadar yazarlara özgür bir ortam sağlamışsa da yayıncılık maliyetleri edebiyatın gelişmesini olumsuz yönde
etkilemiştir.
e) Kırgız yazılı edebiyatının çok fazla gelişememesinde, Kırgızistan içinde Kırgız Türkçesini bilenlerin azlığı (demografik yapı) önemli bir etkendir.



NOT: Bu yazı da " Doç.Dr.İsmail ULUTAŞ-Öğr.Gör.Uğur SOLDAN,Bağımsızlık Sonrası Kırgız Roman ve Hikayesine ,Genel Bir Bakış" adlı yazısı ana kaynak olarak kullanılmış yazıya konuyla ilgili bazı eklentiler de yapılmıştır.

GENİŞ BİLGİ İÇİN :  http://www.ugursoldan.net/index.php


FAYDALANILAN KAYNAKLAR
 
  • Doç.Dr.İsmail Ulutaş-Öğr.Gör.Uğur Soldan,Bağımsızlık Sonrası Kırgız Roman ve Hikayesine ,Genel Bir Bakış
  • GÖZ, Kemal, Kırgız Edebiyatına Giriş, Oluşum Yılları, Mina Dergisi, 
  • UKUBAYEVA, Layli, Kırgız Edebiyatı 1980-1990 Yılları, s.61-73.
  • Dr. Mustafa Çetin, CENGİZ AYTMATOV'UN HAYATI,http://www.aytmatov.org/default.asp?id 
  • Kırgız Gelenekleri ve Abramzon - Zekeriya Karadovut, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Aksoy,http://www.turansam.org/makale ) 
  • G. CUMAKUNOVA,Kırgızların Mitolojik İçerikli Destanlarından "Kococaş" Destanı,http://www.nuveforum.ne
 

Edebiyat, Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 
  BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...