MENÜ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Hüseyin Cavit Nahçıvan -1882, Sibirya 1941,
Ekleyen : ESA , 08 Nisan 2017 Cumartesi Beğen
Hüseyin Cavit   Nahçıvan -1882,  Sibirya 1941,
 
 ‘’ Hüseyin Cavid, Azerbaycan Halkını, onun medeniyetini, edebiyatını, ilmini yükseklere kaldıran büyük şahsiyetlerden biridir. Hüseyin Cavid’in yarattığı eserler Azerbaycan Halkının milli servetidir.” Haydar Aliyev
 
Hüseyin Cavit (d. 24 Ekim 1882, Nahçıvan - ö. 5 Aralık 1941, Magadan) Azerbaycanlı şair ve oyun yazarı.
 
1882 yılında Nahçıvan’da Şahtahtı köyünde doğdu. İlköğrenimine eski tedrisatla eğitim veren Nahcivan’da bir molla okulu olan medresede başladı[1] Fakat orta eğitimini yeni usul bir okul olan Mekteb-i terbiye adlı okulda tamamladı.  (1896-1900).[2]
 
1900-1904 yıllarında Tebriz’in Talibiye medresesinde eğitimine devam etti. Hüseyin Cavid ilk edebi mahsullerini  1898-1903 yılları arasında, Tebriz’de “Talibiyye” mektebinde öğrenci iken verdi. [3]
 
Fakat bu yıllarda gözlerinden yakalandığı bir hastalık neticesinde okulu bırakmak zorunda kalmıştı.
Tahsiline ara vermek zorunda kaldığı bu yıllarda halı kilim ticareti ile uğraşarak hayatını kazanmak zorunda kalmıştı. [4]
Fakat halı ve kilim ticaretinde çok fazla başarı göstermediği için Tebriz'den dönmek ve 1906 yılına kadar Gürcistan’da (Kahetiya'da) yol yapan bir şirkette muhasebecilik yapmak zorunda kalmıştı.   Bu yıllarda babası vefat etmiş ve ölmeden evvel Hüseyin Cavit’in İstanbul’da eğitimini tamamlamasını vasiyet etmişti.
 
Bu vasiyet üzerine ağabeyi Şeyh Muhammed, Hüseyin Cavid'i İstanbul'a tahsilini tamamlaması için gönderdi.  [5]  İstanbul’a gelen Hüseyin Cavit yüksek tahsilini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde(1906-1910) tamamladı.   Hüseyin Cavid’in İstanbulda eğitim gördüğü yıllarda Türk Aydınları Türkçülük düşünceleri üzerinde yoğunlaşmışlar, Türkçülük ve Milliyetçilik üzerinde tartışmalara ve yayınlar yayımlaya başlamışlardır.  Hüseyin Cavid’de kaçınılmaz olarak bu görüşlerin tesiri altında kalmıştı. İstanbul’da Rıza Tevfik (Bölükbaşı) tanışmış(1907) onu, Abdülhak Hamit, Namık Kemal ve Mehmet Akif’in görüş ve düşünceleri üzerinde araştırmalar yapmış ve onları düşüncelerini de özümsemişti.
 
 Özellikle Mehmet Akif ve Namık Kemal’den etkilenmiş olarak Türkçülük ve Milliyetçilik düşünceleri ile dopdolu olarak İstanbul’dan Azerbaycan’a dönen Hüseyin Cavit, Nahçıvan, Gence ve Tiflis ‘te öğretmenlik yaptı.  Bu yıllarda ilk şiirleri ile ilk manzum hikâyelerini ve oyunları ile tanınmaya başladı.
 
İlk şiirlerinde Arapça ve Farsça’ya meyilli bir dil anlayışında olan Hüseyin Cavid 1909’lu yıllardan sonra Arapça ve Farsça’dan uzaklaşarak özellikle İstanbul Türkçesini kullanmaya yönelen bir dil anlayışını benimsedi.  1909 yılından sonraki yazdığı şiirlerinde aruz ölçüsünü kullansa bile sade bir dil ile yazmaya önem verdi.
 
1910 yılında yazdığı bir perdeli  “Ana” adlı oyunu ile adını duyurdu. Klasik Azerbaycan tiyatrosunun ilk manzum dram örnekleri olan bu eserleri ile birlikte 1913 yılında ilk şiirlerini toparladığı  “Geçmiş Günler” adlı şiir kitabını yayımladı.  Bu şiirleri gençlik yıllarının romantik ve lirik duyguları ifade eden şiirleri ile din felsefe ve yararsız toplumsal kaidelere karşı çıkan manzumelerden oluşuyordu.  “Bahar Şebnemleri”  adını verdiği ikinci şiir kitabı daha karamsar şiirler içeriyor, bu kitabında manevi sarsıntıları ile bir ideal arayışı açıkça görülüyordu. 1912 yılında çıkan  “Maral”  adlı oyununda toplumsal kurallar ile baş etmeye çalışan Azerbaycanlı kadınları yaşam mücadelelerini, yaşadıkları acıları dile getiren sosyal sorunlara doğru meyletmeye başlamıştı.   1914 yılında ise en önemli yapıtlarından birisi olan  “Şeyh Sinan”  adlı eseri yayımlandı.
 
1915 yılından itibaren de Bakü’de dil ve edebiyat öğretmenliği yapmaya başlamıştı.  Bakü’de iken yazmaya devam ettiği şiirlerinde ve oyunlarında bağımsızlık ve özgürlük idealleri konularını işleyen veya ima eden konularda yazmayı sürdürdü.   Üstelik bu yazılarını ve şiirlerini 1917 Bolşevik Devriminden sonra da sürdürmüştü.  Yazıları ile Sovyet sistemine başkaldıran halk ayaklanmasının esin kaynağı oluyordu.
 
1917’de Baku’da kurulan Muharrirler ve Edipler Cemiyeti’nin Edebiyat Komisyonu’na üye seçildi Bu komisyonda Abdulla Şaik (1881-1959), Cefer Bünyazade, Seyit Hüseyin (1887-1937), Üzeyir Hacıbeyov (1885-1948), Neriman Nerimanov (1870-1925), Salman Mümtaz (1884-1937) gibi edebiyat adamları ve sanatçılar da vardı.
 
1918 Mart olaylarında, Ermenilerin Kafkasya’da yaptıkları “Türk Katliamı”nda Tebriz otelinde kalan diğer insanlarla beraber esir alınmış açılan yaylım ateşinden Hüseyin Sadig ile birlikte kurtulmayı başarıp Enzeli’ye kaçmayı başarmışlardı. . 1918 yılında Ermenilerin katliamından kurtularak Enzile’ye kaçan Cavid, önce Tebriz’e sonra da Nahçivan’a geçti [6]

1921-1922 yıllarında yeni bir eğitim programı ile Baku’deki “Darulmuellim Mektebi”nde Türk Dili ve Edebiyatı derslerini okutmaya başladı.[7] Bu yıllarda Sovyet yöneticileri onda devrimi destekleyen yazılar yazmasını talep etmeye başlamıştı. 
 
1926 yılında gözlerinin tedavisi için Almanya`ya gitti. “ Yedi ay Berlin`de yaşadıktan sonra ülkesinin aydın insanlarının manevi ıstırapların yansıtan birçok sosyal-siyasi muhtevalı eserlerle geri dönmüştü.” [8]
 
Fakat bu isteğe uymadığı gibi eski eserlerindeki yazıları, şiirlerinde ve oyunlarında işlediği temalar Bolşevikler in dikkatinden kaçmamıştı.  Dönemin rejimini desteklemeyen, Bolşevik ruhuna uygun eserler vermeyen üstelik bağımsızlık, Türklük ve azatlık ruhuna uygun düşüncelerini de pek değiştirmeyen Hüseyin Cavid   “Sosyalizmin “başarılarından yazmamış, hakim çevrelerdeki ağaları, Stalin’i övmeği kesinlikle reddetmişti. O, Sovyet ideolojisine hizmet eden eserler yazmadığı için[9]
 1937'de tutuklandı.[10]
 
Stalin'in zulmü Rus işgali altındaki bütün Türk yurtlarında zulüm estirmeye başlamıştı.  Tutuklanan Hüseyin Cavit’ e 1938’den geçerli olmak üzere sekiz yıl ceza verildi. [11] Cavit ilk önce Magadan cezaevine gönderildi. Arkasından Sovyet Tutsak Kampı Irkutsk’a sevk edildi. Yaşadığı mahkumiyet yıllarına çok fazla dayanamayan şair  5 Aralık 1941'de İrkutsk-Tayşet bölgesinin cezaevi hastanesinin bulunduğu  Şevçenko köyünde  hayata veda etti.
 
Ölüm sebebi olarak ayak donmasına bağlı sepsis ve kalp durması gösterilmişti. [12]
 
Doğumunun 100. yılında naaşı Haydar Aliyev tarafından Sibirya’daki İrkutsk’tan  alınıp 1982’de Nahçivan’a nakledildi ve  adına  bir de anıt mezar dikildi. Azerbaycan Bakü’de bulunan yaşadığı evi Hüseyin Cavit Evi müzesi olarak düzenlendi.
 
EDEBİ KİŞİLİĞİ
 
Hüseyin Cavid Azerbaycan şiir ve oyun yazarlığı konusunda önemli bir isimdir. Modern Azerbaycan oyun yazarlığının ve modern Azerbaycan şiirinin öncülerinden birisi olmuştur.  “Azerbaycan Edebiyatı’nda kendi üslubuyla eserler veren, üslubu dolayısıyla hem kendi edebi çevresinde acımasızca tenkitlere uğrayan hem de Sovyet rejiminin, rejime boyun eğmeyen bir şairdi…Piyeslerinde soyut ve somut varlıkların iç içe olması, bunların büyük idealler için, görkemli tasvirler eşliğinde birbiriyle çatışmalara girmesi Cavid tiyatrosunun belirgin özelliklerindendir.”[13]
 
Şiirlerinde ve eserlerinde Türk Dünyasına dâhil olan milletlerin kardeşliği düşüncesini savunan Hüseyin Cavid bunun başarılabilmesi için ortak bir Türkçe oluşması gerektiğini düşünüyordu.  Bu nedenle: “bütün Türk dünyasının birbiriyle kolay anlaşabilmesi için aynı köke sahip olan Türk dillerinin ortak bir dilini oluşturmak” amacına yönelmişti.
 
Şiirlerinde Mehmet Akif ve Namık Kemal’in etkisinde kalmış, İsmail Gaspıralı’nın  da düşüncelerinin de tesirinde kalmıştı. Türklük dünyasında ortak bir dil oluşturma fikirlerini Gaspıralı’dan alan Hüseyin Cavid eserlerini bu amaca uygun bir Türkçe ile yazmaya gayret ettiğinden bir takım eleştirilere de maruz kalmıştı.
 
İstanbul ağzını çok güzel kullanan şair, daha sonralar yazdığı eserlerinde buna muvaffak olmuştu. Bunun için de Cavit’in Türkçe `sine ne tamamen İstanbul Türkçe ’si, ne de Azerbaycan edebi Türkçe ‘si demek kabildir. Cesaretle diyebiliriz ki, Cavid bu iki lehçe arasında bir köprü kurmuş, onların arasındaki mesafeyi kısaltmıştır...” (Mustafa Haqqı Türkequl Cav;3 c.1; 5)
 
 
 
Şiir
 
  • Geçmiş Günler
  • Muhtelif Şiirler
  • Bahar Şebnemleri
 
Manzum Hikaye
  • Azer
 
Tiyatro
  • Ana
  • Maral
  • Şeyh Sinan
  • Şeyda
  • Uçurum
  • İblis
  • Afet
  • Peygamber
  • Topal Timur
  • Siyavuş
  • Hayyam
  • İblis'in İntikamı
 
[1] Mişkinaz Cavid, Cavid'i hatırlarken, Bakü, 1976, s:5-8
[2] Gulam Memmedli, Cavid - Ömrü boyu, Bakü, 1982; s:52
[3] Betül Dilek Kabadaş, Romantik Mücahit Hüseyin Cavid Üzerine, Eğitişim Dergisi  : Sayı 53- Ocak 2017
[4] Hüseyin Cavid, Eserleri, Bakü, 1985, c:4, s:178
[5] Mişkinaz C., a.g.e.,s:10
[6] Abdulla Şaik, “Hüseyin Cavid”, Cavid’i Hatırlarken, Gençlik, Baku, 1982, s.225-226
[7]  Camo Cebrayılbeyli “Derin Düşünceli İnsan” Cavidi hatırlarken, Gençlik, Baku, 1982, s.214-215
[8] Melahet BABAYEVA, Hüseyin Cavid`in Eserlerinde Kardeşlik ve Birlik, http://www.kardeskalemler.com/haziran2011/h
[9] Melahet BABAYEVA, Hüseyin Cavid`in Eserlerinde Kardeşlik ve Birlik, http://www.kardeskalemler.com/haziran2011/h
[10] Rafael Hüseynov, Vahtan Uca, Bakü, 1988, s:179
[11] Ahmet URFALI, HÜSEYİN CAVİT: IŞIĞI SÖNMEYEN TÜRK, http://www.kirmizilar.com/tr/index.php/gu
[12] Hüseynov R.,a.g.e.,s:277
[13] Betül Dilek Kabadaş, Romantik Mücahit Hüseyin Cavid Üzerine, Eğitişim Dergisi  : Sayı 53- Ocak 2017

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...