MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
CETVEL NEYE YARAR
Anasayfa / YAZILAR / Anı Hatırat Günün Yazısı
Ekleyen : Seyfettin Karamızrak , 16 Ekim 2017 Pazartesi Beğen 1

CETVEL NEYE YARAR


“Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır.”  Mahatma Gandhi

 

 

İldeki kasaba okullarından birinde tatlı bir telaş vardı. Çünkü yıllık mutat teftiş ve rehberlik çalışmaları yapılmaktaydı.

Teftiş grubunun başkanı, okuldaki sınıfları müfettiş beylere taksim ederek planlamasını yapmıştı. Bu plan çerçevesinde grup üyeleri dersliklere dağılmışlardı.

Üçüncü sınıfların teftişinden sorumlu olan müfettiş bey, çalışmalarını sürdürmek için öğretmenden izin isteyerek dersliğe girdi.

Kısa bir tanıtımdan sonra, öğrencilerin heyecanlarının gitmesi için kendileriyle; “hangi takımı tuttukları, büyüyünce ne olacakları vb.” hususlarında küçük konuşmalar yaptı. Öğrenciler neşelenmiş, aralarında hoş bir yakınlık doğmuştu.

Sınıf başkanının adını sordu, Melike adında, gözlerinin içi gülen bir kız öğrenciydi. Nasıl seçildiğini anlatmasını istedi. Bu konuşmalarla günlük yaşama ve Hayat Bilgisi dersine geçiş yaptı. Sanki sohbet yapıyormuş gibi ünitelerle ilgili bilgilerini yokladı.

Daha sonra da Matematik dersi ile ilgili bilgilerini ve gözlemlerini ölçen sorular sordu, öğrencileri konuşturdu. Bakkaldan alış veriş yapıp yapmadıklarını, neler aldıklarını anlattırdı. Para üstü almayı hesaplattı.

Uzunluk ölçüleri bahsinde, yazı tahtasının tebeşir konulan ön kısmında 30 cm. lik tahta bir cetvel gözüne ilişti.

Acaba ölçümlerle ilgili gözlemler yapmışlar mı? Uzunluk kavramını, tahmin etmeyi vb. biliyorlar mı? Diye düşünerek cetveli eline alıp öğrencilere gösterdi :

“Çocuklar bu nedir?” dedi.

“Cetvel” dediler.

“Peki neye yarar?” diye sorduğunda, hepsi birden çok şaşırtıcı bir cevap verdi:

“Onunla öğretmenimiz bizi döver.”

Müfettiş bey beklemediği bu cevap karşısında, hayretler içinde kalmıştı. Daha bir şey demeye fırsat kalmadan öğretmen atıldı:

“İyi düşünün çocuklar, böyle bir şey oldu mu?”

Bunun üzerine öğrenciler, kararsız bir tavır içinde kaldılar. Aslında çocuklar cetvelle dövüldüklerinin kötü bir şey olduğunu bilseler, müfettiş bey sorduğunda, belki de susacaktılar. Ne de olsa öğretmenlerinin kusurunun bilinmesini istemeyeceklerdi.

 Oysa dövülmeyi kanıksamışlardı. Normal görüyorlardı. O yüzden çok samimi ve içten cevaplamışlardı. Zaten o yaş çocuğunun da yalan söyleyeceği beklenemezdi. Çünkü çok masum ve tertemizdiler.

Fakat öğretmenlerinin tepkisinden, yanlış cevap verdiklerini anlar gibi olmuşlardı. Şaşkınlık içinde bir müfettiş beye, bir öğretmenlerine bakıyorlardı.

 Müfettiş bey öğretmeni ve öğrencileri zor durumda bırakmamak için konuyu değiştirdi. Başka sorular sorarak ortamı yumuşattı. Teneffüs zili çaldığında, öğrenciler derslikten çıktıktan sonra öğretmene hitaben:

“Değerli öğretmenim, bu çağda çocuklar yalan söylemezler. Ayrıca da öğrencilerin doğruyu söyledikleri için, dürüstlüklerinden dolayı sizi tebrik ediyorum.”

Belli ki O’nlar sizi çok seviyorlar. Küçücük elleri sopaya alışmasın lütfen, dövülmeyi doğru bir şeymiş gibi algılamasınlar, yoksa bir süre sonra kalpleri de katılaşır.”
 
“Neyi öğrenirlerse büyüdüklerinde ondan hoşlanır ve onu uygularlar. Öğrencilerinizi sevgiyle eğitin, şefkati öğretin ne olur. Ben size kızmıyorum. Siz de sakın benden sonra onları üzmeyin lütfen. Eminim siz de öğrencileriniz çok seviyorsunuzdur. Sevgide hoşgörü vardır.” dedi.

Öğretmen, Müfettiş Beyden sert sözlerle eleştiri beklerken, tatlı ve yumuşak bir tonla bu nasihati dinlediğinde duygulanmıştı:

Mahcup ve üzgün bir tavırla: “Elbette çok seviyorum, O’lar benim çiçeklerim, evlatlarım. Birinin eline diken batsa dayanamam ağlarım. Fakat bazen sabrımı çok zorluyorlar.” Dedi.

Müfettiş Bey tebessümle tasdik ederek¸ “elbette dayanamazsınız, ancak duygularının membaı olan kalplerini de incitmemek gerek. onlara vurulan bir fiske kalplerine batan bir diken olmaz mı?” Diye sordu.

Öğretmen, mahzun ve üzgün bir tavırla: “Hırpalamadan, acıtmadan uyarı niteliğinde vurmalarım oluyordu. Bir anne şefkatiyle. Fakat anladım ki bu da yanlışmış. Ne iyi ettiniz de bu gün bizi ziyaret ettiniz müfettiş bey.”

“ Dövme olayını irdelediğiniz için size kızmıştım ne yalan söyleyeyim. Ancak samimi, içten ve ikna edici söylemleriniz, hatamı görmeme ve kabullenmeme sebep oldu. Size çok teşekkür ediyorum efendim” dedi.

Müfettiş Bey, öğretmenin doğruyu gören ve kabullenen yapıcı tavrından memnun olmuştu: “Teşekkür edilecek biri varsa sizlersiniz. Elverişsiz şartlarda özverili yüreğinizle hizmet için gece gündüz çalışıyor, zorluklara göğüs gererek yoruluyorsunuz.

“Bu emeğinizin karşılığını elbette göreceksiniz. Çocuklarınız büyüyecek meslek sahibi olacaklar, onlarla umulmadık bir zamanda ve yerde karşılaştığınızda, “canım öğretmenim” sözlerini duymakla ne kadar mutlu olacaksınız. Hatıralarında hep güzellikler kalsın, acı ve küskünlük yer etmesin ne olur.” Dedi.

Öğretmen, böyle duygusal bir konuşma beklemiyordu elbette. Yüreğine dokunmuştu, yutkundu, gözleri nemlendi: “O günleri görebilecek miyim? Bilemiyorum” diye iç geçirdi.

Sesi titrerken, “sanırım ben bu gün ödülümü aldım. Artık gözüm arkada kalmaz. Yıllar sonra vicdan azabı çekeceğim kötü bir uygulamadan bu gün vaz geçtim. Bu, sayenizde oldu.”

“ Size binlerce teşekkür ediyorum efendim. Yıllardır ilk kez rehberliğin yararına inandım. Meğer ne kadar da eksiğim varmış. Beni rencide etmeden hatamı hatırlattınız. Memnuniyet duyarak bunun farkına vardım…” Diyerek, minnet ve şükranla Müfettiş Beye baktı.

Müfettiş Bey de duygulanmıştı, “öğretmen olmak böyle bir şey, zaman zaman sabrı taşsa da sevgisi asla küllenmiyor.” Diye tebessüm etti.

Artık ayrılma vakti gelmişti, çünkü ders giriş zili çalmıştı. İyi günler dileyerek, mutlulukla motive olan kıymetli bir eğitimciyi, uğraşların en değerlisi olan eğitim etkinliğinin içinde, öğrencileri ile baş başa bırakarak derslikten ayrıldı.

 

 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...