ÜYE PROFİLİ
Şahin Mutlu
Normal Üye
Cinsiyet : Bay
3.6.2016
HAKKINDA

Yapılan Yorumlar

06 Haziran 2016 Pazartesi 00:48:07

Selam ve Duâ... "Edebi yâd ve San'at Akademisi" Ailesiyle ilk kez tanışıyorum; lâkin paylaşımlarla tanıştıkça da eski(mez) dostlarla geç tanıştığımı ifade etmek isterim... Kimliğimle ilgili çok söz söylemek istemem; lâkin "Çocukluğum ve Öğretmenliğim" başlıklı denememi sitenizde paylaştım. Bu çalışmamı da sizlerle özde tanışmak için gönderdim. Değerlendirmelerinizden ve yorumlarınizden mutlu olurum... Selam ve muhabbetle hoşça bakın zâtınıza... Şahin Öğretmen

06 Haziran 2016 Cuma 20:38:14

Eyvallah üstadım.

06 Haziran 2016 Cuma 22:37:57

Eyvallah üstadım.

03 Mart 2017 Çarşamba 11:44:11

Gününüz hayra kalsın değerli ağabeyim. Size bir mesaj gönderdim ancak sanırım bildirim gelmediğinden henüz görmemişsiniz. Vaktiniz olursa mesaj kutunuza bakarsanız çok sevinirim. Selam ve muhabbetle.

04 Nisan 2017 Pazar 01:35:24

Unutmayana, unutulmayana, "iz bırakanlara" selam olsun!

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...
SON EKLEDİĞİ KONULAR
  KONU BAŞLIĞI KATEGORİ OKUNMA YORUM
Anı Hatırat 85 4
Söyleşi 163 12
Genel 193 10
Genel 168 6
Genel 275 8
Genel 189 3
Genel 226 3
Lirik Aşk 195 10
Söyleşi 177 4
Lirik Aşk 158 4
SON YORUM YAPTIĞI KONULAR
  KONU BAŞLIĞI YORUM
Mısra Öğretmenim, değerlendirmenizin son bölümündeki örneğinizi teyid eden bir örneği paylaşmak isterim. Yıllar öncesi Kalkınma Bankası’ndan bir arkadaşımızın bizimle paylaştığı bir anı; öğretmen ve öğrenci iletişiminde kabul edilemez bir hatayı "başka söze ne hacet" türünden anlatan bir örnek: -Eşim Öğretmen. İlkokul 4. Sınıf öğrencisi oğlumun öğretmeni eşimi telefonla arayarak; "Hanımefendi, oğlunuz çok terbiyesiz, lütfen ilgileniniz" diyor. Eşimin konuşmasına da izin vermeden telefonu kapatıyor. Eşim şokta... Daha da önemlisi Öğretmen Hanım, eğitimde söz ve makam sahibi bir zâtın eşi... Oğlumla aynı anda eve geliyoruz.-Belli etmemeye çalışsa da- eşimin durgunluğunu fark ediyorum. Yemekten sonra konuşmayı uygun buluyor ki, o ana kadar konu hakkında sessiz kalmayı; farklı konularda paylaşmayı tercih ediyor. Önce konuyu benimle paylaşıyor; birlikte ve sohbet tarzında oğlumuzla konuya girmeye çalışıyoruz. Sanki oğlumuz da bu anı bekliyormuş gibi hemen konuya giriyor: -Bugün 4.ders saatinde matematik dersimiz vardı. Öğretmenimiz derse geç geldi, sinirli görünüyordu ve sert bir ifadeyle; ”Beni iyi dinleyin! Daha önce anlattığım konuyu tekrar edeceğim. Size, “hatırladınız mı’ diye sorsam bilemezsiniz. Anlatayım da öğrenin!..." Öğretmenimiz - aslında hepimizin de çok iyi bildiği- bir dört işlem problemin çözümünü tahtaya yazarak anlattı. Ben de ayağa kalkarak; ' Arkadaşlar, ne güzel, haydi öğretmenimizi alkışlayalım' diyerek ayağa kalktım. Arkadaşlarım çağrıma uyarak ayağa kalktılar ve alkışladılar. Öğretmenim bağırarak bana " Terbiyesiz, otur yerine ukala" dedi ve sınıfı terk etti. Anneciğim, babacığım siz söyleyin, ben gerçekten terbiyesiz miyim?...” -Eşim, öğretmenimizin telefonundan bahsetmedi ve oğlumuza:" Bak canım, öğretmenine karşı yanlış yapmışsın, yarın mutlaka özür dilemelisin ve niyetinin öğretmenini üzmek olmadığını anlatmalısın. Mutlaka anlayışla karşılayacaktır." Ne var ki oğlumuz odasına gidince, eşimle konuyu değerlendirmek istedik! Oldukça üzgünüz; çünkü öğrencisi hata da yapsa, Öğretmenimiz tatlı bir üslûpla öğrencisini uyarabilirdi. Eşim: -Beyim, çocuğumuzun anlatımında birkaç nokta oldukça önemli. Birincisi, Çocuğumuz ifadesinde “ Öğretmenimiz” diyor. Bu, çocuğumuzun Öğretmenine sahipliğini ve saygısını ifade ediyor. Bu halde çocuğumuzun hareketi, öğretmenini üzmek değil; ne var ki mizahi bir eleştiri özelliğinde. Biz buna rağmen çocuğumuza hareketinin doğru olmadığını, küçüklerin büyüklerine karşı- her ne hâlde olursa olsun- saygılı olmasını anlatmalıyız. Dilim varmıyor; ama çocuğumuzun hareketi çok zekice bir yaklaşım… Bunu sadece biz bilmeliyiz. İkinci husus; Öğretmenimizin benimle telefon iletişim kabul edilebilir türden değil. Derse geç gelmesi ve öğrencilerini incitici tavrı saygı duyduğumuz bir eğitimci için hiç de yakışık alır bir tavır değil. Ne var ki, bu yanlışı da öğretmenimizle nasıl paylaşabiliriz; cevabını bulmakta zorlandığımız bir durum diye düşünüyorum… Sen ne düşünüyorsun? Eşimin analizinden çok mutlu oldum; eşime hayranlığım daha da arttı. Bununla birlikte düşüncemi paylaşmak istedim: -Hanım, aynen katılıyorum. Seninle birlikte okula gidelim ve Öğretmenimizden oğlumuz adına özür dileyelim. Oğlumuzun da yaptığı yanlıştan dolayı üzüldüğünü ifade edelim. …… Ne var ki bu sohbetimizin en can alıcı noktasında masamıza gelen iki arkadaş, merak ettiğimiz sonucu öğrenmemize engel oldu. Biz de soramadık… İşte böyle Mısra Öğretmenim… Bu paylaşımımı sizin analizinize emanet ediyorum. Her şey gönlünüzce olsun dileklerimle esen kalınız…
Mısra Öğretmenim, ben size teşekkür ediyorum... "Güzel gören güzel düşünür/ güzel düşünen hayatından lezzet alır" özdeyişine muhatab siz saygıdeğer kardeşim. Takdir ettiğiniz ülküyü ve ölçüyü yaşama ve yaşatma gücümüzü tazeliyor, bizi mutlu kılıyorsunuz... Sizin şahsınızda "Sen de bizim gibiymişsin" diyen ve bize insanlığımızı hatırlatan gül yüzlü arkadaşlarımıza minnettarlığımı bir kez daha ifade etmek isterim.Her yeni gün ömrünüze güzelliklerle doğsun dileklerimle esen kalınız...
"Anlatabildiklerimiz dost, / Eğleşebildiklerimiz arkadaş, / Anlaşabildiğimiz eş, / Birlikte ağlaşabildiklerimiz kardeş..." İşte böyle üstadım... Bizi bizi yapan mâzimiz, ortak hayâllerimiz, birebir yaşadıklarımız ve yolumuz bir,ülkümüz bir, türkümüz bir diyerek kucaklaştığımız kardeşliklerimiz... Analarımızın ; " Yavrum, Rabbim sizleri güzel dostlarla buluştursun, sizi birbirinize kardeş kılsın inşaâllah..." duâları... Bu duygularla bilmukabele selam ve muhabbetle teşekkürler Can dost kardeşim... Allah'a emanet...
Bilmukabele selam ve muhabbetle teşekkürler Can Dost... Hak sahibi Hakk'ın emanetini alacağı ömr-i takdire kadar nasibi ölçüsünde emek sunabilmek için duâ eyledik... Hoşça bakın zâtınıza...
Can Dost, paylaşımınızdaki acı-tatlı anılarda ortaklığımız anlatılmakla bitmez.Anılarımızı teyid eden bir örneği de sitemizde paylaşacağım.Bilmukabele selam ve muhabbetle hoşça bakın zâtınıza...
Can Dost, bilmukabele selam ve muhabbetle tespit, teşhis ve değerlendirmelerinize teşekkür ederim. Hoşça bakın zâtınıza...
Sevim Öğretmenim, tespit ve değerlendirmenize teşekkür ederim. Âşık Veysel'in dörtlüğü ile düşünceleriniz -metnin akademik yaklaşımı açısından-doğrudur. Bununla birlikte yıllar var ki bu konularda sistemin duyarsızlığı karşısında serzenişimiz had safhada... Bu açıdan sitemkârlığımı ve üzüntümü mizahî ifade etmek açısından Âşık Veysel Üstadın dörtlüğünü -yoruma hacet bırakmayan- bir deyiş olduğunu düşündüm. Aslında düşüncelerimiz aynı hedefe yol alıyor... -İzin verirseniz- sitemizde çok güzel paylaşımlar yapan saygı duyduğum meslektaşımız olarak, tamamlayıcı ve bütünleştirici yorumunuzda; " meslektaşlarınız" sözcüğü yerine " meslektaşlarımız" sözcüğünü kullanmanızdan çok mutlu olurdum... Selam ve saygılarımla esen kalınız...
Her yeni gün, ömrünüze güzelliklerle doğsun dileklerimle Selamlar... Hoşça bakın zâtınıza...
Öncelikle günümüz eğitiminde önemli bir konuyu dile getirdiğiniz ve bizi mâziden bugüne yolculuk yaptıran paylaşımınız için teşekkür ederim Mısra Öğretmenim... Paylaşımınıza katma değer özelliğinde yorumlar sunan saygıdeğer arkadaşlarıma da teşekkür ederim. Konu, eğitim hayatımızdan önemli bir kesit olunca, ben de düşüncelerimi paylaşmak istedim: Elbette öğrencilerimiz, sınıf içi tutum ve davranışlarında, sözlü paylaşımlarında tümüyle kusursuz olamayacaklardır. Esas olan, kusurların oluş anında rehberlik yapabilmektir. Zamanı ve sözü israf ederlerken yanlışlarına üslûbu dairesinde rehberlik yapabilmektir. Hatta kusurun ya da yanlışın tanımını onlara buldurabilmektir maharet. Asık surat, kızgın ve kırıcı söylemden kaçınmaktır.Onlara kendi doğrularımız öğretmek değil; doğruları onların bulmalarını ve ifade edebilmelerini sağlamaktır. En olumsuz anda dahi, duruşumuz, sözlerimiz ve her türlü paylaşımımız öğrencilerimize yol gösterici nitelikte olmalıdır. Öğrencilerimizin algıları ve tepkileri bizim paylaşım metodumuzla doğru orantılıdır.Ne yazık ki ilkokul 3.sınıfa kadar beni suskun kılan bir öğretmenim oldu.Ne mutlu bana ki, 4. sınıfta Leyla Öğretmenimle hayata adım attım. Daha ilk derste, küçük boyuma rağmen beni en arka sıralarda unutan önceki öğretmenime karşılık,Leyla Öğretmenim ilk sıraya getirdi,yanıma oturdu ve eli omzumda güzel sesiyle şarkı söyledi.Masal gibi geliyor değil mi!... Hayır, masal değildi; apaçık bir gerçekti. Ebeveynler, çocuklarını okula niçin gönderiyorlar;" Ne olursunuz Öğretmenim, çocuğumuza doğruları, güzellikleri öğrenmelerini sağlayın lütfen." dercesine öğretmenlerimize tabi oluyorlar. Özellikle belirtmek isterim ki; "- öğretin..." demiyorlar; ".....öğrenmelerini sağlayın lütfen." diyorlar... Diyeceksiniz ki, "ebeveynlerimizde bu bilinç var mıdır Şahin Öğretmen! Nerede böyle veli!" İşte burada ikinci kapı açılıyor biz öğretmenlere: Ebeveynlerimizle de çok yakın iletişimler kurmak, onları kendimize paydaş kılabilmek... Daha da önemlisi, duayen eğitimcilerimizin ifadesiyle; asıl meselemiz,öğretmenlik yapmak değil, öğretmen olabilmektir.Mısra Öğretmenim, biliyorum konuyu çok uzattım,kabahat sizde;bir dokundunuz, bin ahh ettirdiniz... Tekrar tebrik ve teşekkürlerimizle esen kalınız...
Bilmukabele selam ve muhabbetle teşekkürler...